12 Eylül için

12 Eylül askerî darbesinin üzerinden tam otuz üç yıl geçti. Bizim tevellüdümüz o günlere erişemediği için biz ancak duyduklarımızla, seyrettiklerimizle ya da okuduklarımızla biliyoruz o günleri.

Benim niyetim bu yazıda “Sen suçlusun, o suçlu.” demek değildir. “Sağcı mı daha çok öldü, solcu mu daha çok öldü.” şeklinde bir çetele tutup bunlarla ilgili ahkâm kesmek hiç değildir. Bu topraklar üzerinde yetişmiş gencecik insanlar, bilim adamları, siyasetçiler, akademisyenler hangi cenahtan olursa olsun öldürülmüş ya da hapishanelerde çürütülmüş ve neticede ortak bir acı oluşmuştur. Acı, hepimizindir.

Ülkemizde ne yazık ki askerî darbeler olmuş, ordu yönetime el koymuştur. 1980 öncesi olaylara baktığımızda hala olayların failleri, gerçek sorumluları yargı önüne çıkarılmamıştır. 1980 öncesi kargaşa vardır. 1980’de darbe yapılmış, insanlar bu sefer de hapishanelerde işkenceler görmüş, sırası ve zamanı gelen de idam edilmiştir. -Günahları boyunlarına.- Tek tek bu insanların hikâyesini dinlediğimizde yüreğimiz yanacak, acı denizinde yüzeceğiz.

Bunlar, bizim tarihimizde birer kara leke olarak durmaktadır. Bu lekeyi hep beraber temizlemeliyiz. “Peki, ne yapmalıyız?” Sahte gözyaşları döküp acı istismarı mı yaparak bu lekeyi temizleyeceğiz. Tabiî ki, hayır! Hegel ne diyor: “Tarih, evrensel bir mahkemedir.” Tarih, kimin suçlu kimin suçsuz olduğunu ortaya çıkarmış, bilinmeyenler ise zamanla bilinir hale gelecektir. Bize düşen ayrılıkları bırakıp, “Bizim çocuklar başardı.” sözünü tekrar söyletmemektir.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir