9 Maddeyle Ergenekon Kararları Ve Çuvaldan Saçılanlar…

Ergenekon davası ilk aşamasının sonuçlanmasıyla birlikte kamuoyunun önüne kocaman bir çuval saçılıverdi. Ve herkes kendi önüne dökülenlerden dem vura vura davayı ve seyrini tartışmaya, saydırmaya başladılar.

Davada alınan en önemli karar bence 15-16 kişiye verilen müebbet hapis cezasından ziyade, 15-16 kişiye verilen beraat kararları ve sonuçlarıdır.

Kısaca maddelemekte fayda var:

1- Ankara’da sürdürülen ve sonuçlanan Danıştay cinayeti dosyasında sanıklara verilen cezaların, tetikçisi hariç, hepsi İstanbul’da silinmiştir.

2- Silinen cezalar, Osman Yıldırım’ın cezası da dahil, yargılanan çoğu emekli askerlere ve gazetecilere yüklenmiştir.

3- Dolaylı olarak Danıştay cinayetinin azmettiricisi ve destekçisi olarak eski Genelkurmay başkanı ve ordu komutanları müebbet cezalar almışlardır.

4- Mehmet Haberal’ın torbadan sıyrılması, Danıştay sanıklarının tahliyeleri karşısında toplumun gazını alma hamlesi ve cambaza bak hamlesi olarak değerlendirilebilir.

5- Karar sonrası emekli komutanların kendi durumlarını hatırlatıp, şikayet etmeleri ve hukukun alt-üst olduğundan dem vurmalarına karşı, sehven yüklenen numaralarla 33 ay hapis yatan ve 16 yıl ceza alan teğmenlerine karşı derin suskunluklarını hatırlamamalarını yaşlarına vermek gerekir.

6- Daha hakim karşısına bile çıkamadan ölen, Kuddusi Okkır-İlhan Selçuk-Türkan Saylan- Uçkun Geray- Ali Tatar ve isimleri bilinmeyen diğer merhum sanıkların veballerini taşıyanların ne burada ne ahrette bunun hesabını vermeyecekleri kanaatindeyiz.

7- Her müebbet ve hapis sonrası Adnan Menderes’in idam sehpasındaki resmiyle kıyaslama yapıp oh olsun diyenlere, Menemen’de başı kesilen Asteğmen Kubilay’ı mı hatırlatsak? Bunun sonu nereye varır? Hangi hukukta, vicdanda, anlayışta birisinin suçunu başkasına ödetme yatar?

8- Verilen cezalar karşısında twitter ve diğer ortamlarda trend topik olan +müebbetkuşları silivriye gibi aşağılayıcı ve alay edici sözlerle eğlenenler için şu tespiti yapabiliriz: Allah kimseyi, başkalarının acılarıyla dalga geçecek kadar alçaltmasın…

9- Ve son olarak sürekli bu dava bitmedi daha Yargıtay aşaması, anayasa mahkemesi, AHİM var diyerek gevrek gevrek gülenleri gördükçe bu bayram gecesinde tek duamız var: Allah kimseyi bu mahkemelerin eline düşürmesin…

Belki bunları da beğenirsin...

1 Yorum

  1. balatlı diyor ki:

    dava için; önce mahkeme olmalı, yani özel mözel olmamalı, yargılama gözlerden uzak olmamalı, aleni olmalı, delil için; gerçek delil olmalı, uydurma, sahte vs. olmamalı, hakim olmalı en başta mesela, cemaatin şunun bunun adamı olmamalı, Sanıklar olmalı; Türkiye nin namus birikimi olmamalı bu sanıklar, ABD ye kul köle olanlar olmamalı, ABD nin çocukları oturmalı o sandalyelere. Davda yargılanan bir zihniyet olmamalı, eylemler söz konusu olmalı, davada hayalet avlanmamalı, gerçeğin peşinde olunmalı (Bravo Soner Yalçın’a), Dava medyada polisin servis ettiğin haberlerle kamuoyu oluşturulup hakimler üzerinde sözde bir baskı oluşturmamalı, Davada gizli tanıklara başbakanlık örtülü ödeneğinden yemler (arpa mesela) verilmemeliydi, davanın dava olabilmesi için vidan gerekliydi, Kısacası dava dava değil, sanık sanık değil, tanık tanık değil, delil delil değil…. Hal böyle olunca da karar karar değil. Millete olan hayasızca akına göğsümüzü siper edeceğiz. Mehmet Akif sen çok yaşa.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir