Afyon Gezi Notları – 1: Afyon Kalesi

Sabahın ilk ışıklarıyla beraber Afyon’a indiğimizde uykudan gözümü açamıyordum. Uykunun ağırlığına dayanamayıp iki-üç saat uyudum. Gözümü açtığımda bir adam arabanın camına vuruyordu. Pencereyi uyku mahmurluğu ile açtığımda “Sizi görenler, sizden rahatsız olmuşlar.” dedi. Yaptığımız sadece İstanbul-Afyon yolculuğundan sonra uyku depolamak ve gün içerisinde yapacağımız müthiş aktiviteler için enerji depolamaktı. İçimizde “La-havle!” çekerek kahvaltılık için uygun bir yere araştırmaya başladık. Bir pastanede poğaça ve Afyon’a özgü patatesli bükme ile kahvaltımızı güzel bir çay eşliğinde yaptık. Ne yalan söyleyelim bükme hiç hoşumuza gitmedi.

afyon-fotoğrafları

Kahvaltımızı bitirip iyice açıldıktan sonra Afyon’un içinde kısa bir tur attık. Bu arada Afyon Kalesi’ne nasıl gideceğimizi halka sorarak öğrenmeye çalıştık. Afyonlular hoş insanlar vesselam. 7’sinden 77’sine hepsi kendi yöresel ağızlarıyla konuşuyorlar ve en dikkatimi çeken şey de neredeyse tamamı yer tarif etmekten bihaberler. Afyon’un göbeğinde yükselen Afyon Kalesi’ne gitmek için nereye gitmemiz gerektiğini sorduğumuzda herkesten tuhaf cevaplar aldık. Hatta “Abi, şöyle dön, böyle git!” dedikten sonra “Abi, ben sana nasıl tarif edeyim şimdi!” demeleri görülmeye değerdi. Hele bir amcanın biz tam arabayla yanından ayrılırken “Bak bi!” demesi değerli dostum Sefa Yalman ile bizi gülmekten krize soktu. En sonunda adamakıllı birisini bulup bize yolu tarif ettiğinde hem Afyon’un en önemli cami olan Ulu Cami’yi hem de Afyon Kalesi’ne çıkacak merdivenleri bulduk. Çünkü kaleye, caminin karşındaki arada gördüğümüz yukarılara yükselen merdivenlerden tırmanacaktık.

Afyon eski ile yeninin harmanlanmasından oluşan bir şehir diyebiliriz. Tam bir Anadolu şehri. Eski Afyon güzel, değişik evleri, hoş bir yapıya büründürülmüş konakları ve düzenli sokakları ile görmeye değer diyebiliriz. Bunun karşısında da yeni Afyon’da olabildiğince bu güzel platoya kondurulmuş betonarme yapıları tüm çarpıklığı ile görmektesiniz. Maalesef bu durum Anadolu’nun bütün kasabalarına ve şehirlerine sirayet etmiş durumda. Sanırım zihniyetimiz değişmediği sürece bu yapılaşmadan kaçış yok.

afyon gezisi

Afyon Kalesi yerden 226 metre yüksekliğinde bir konuma sahipmiş. Geçmişi ta MÖ 1300’lü yıllara kadar gidiyor. Kaleye daha önceleri Hapanuva, Akroenos isimler verilmiş. Selçululardan sonra ise Karahisar Kalesi olarak anılmış. Son olarak II. Selim yörede yetiştirilen afyondan ötürü bu kaleye Afyonkarahisar adını vermiştir.

afyon kalesi merdivnleri

Ulu Cami’nin karşısından merdivenleri tek tek tırmanmaya başladık. Güle oynaya başladığımız tırmanma bir süre sonra yüzlerimizin asılmasına bir süre sonra ise “Off, puff!” demeye hatta bazılarımızdan sin kaflı kelimeler de çıkmaya başladı. “Karahisar Kalesi yıkılır gelir / Kakülü boynuna dökülür gelir.” türküsünde de söylendiği gibi Afyon Kalesi’ne çıkarken sanki birbirinden ayrılacakmış gibi kocaman kayaları gördüğünüzde “Acaba bu kayaların birisi ayrılıp aşağı doğru yuvarlansa ne olur?” sorusunu kendi kendinize sormadan edemiyorsunuz. Afyonlular bu türkünün etkisinde sanırım o kadar çok kalmışlar ki kaleye nasıl gideceğimizi sorduğumuzda yaptıkları açıklamadan sonra “Ben oraya hiç gitmedim ki!” cevabını veriyorlar. Yanlarındaki bu güzellikten niçin mahrum kaldıklarının başka izahı olmasa gerek.

afyon kalesi üsten görüntü

Kaleye yaklaşınca yani yerden yükselince eski Afyon ile yeni Afyon’u muazzam bir şekilde temaşa edebiliyorsunuz. Eski Afyon’un belli bir nizam içinde ayrılmış sokaklarını ve her sokak için yapılmış camileri görünce ecdat ne güzel de yapmış diyorsunuz. İçinizi bir sıcaklık sarıyor. Kafanızı sağa doğru çevirdiğinizde ise medeniyetin hoyratça Anadolu platosunu ve güzelim yeşilliği iğfal ettiğine tanık oluyorsunuz.

afyon kalesi fotoğrafları

Nihayet kaleye vardığımızda derin bir “Ohh!” çektik. Yukarıda bizi su ve çay satmak için bir genç yakaladığında biz kendimizi surlara atmakla meşguldük. Değerli dostum Sefa ile surların üzerine çıkıp surlara yapışık bir vaziyette aşağı bakmaya çalıştık. İşte o an yüksekliği fark ettik. Yükseklik korkum olmadığı halde aşağı bakarken Yusuf Yusuf durumu olduğunda aklıma hemen yükseklik korkusu olan değerli arkadaşım Serkan Çetin geldi.

afyon foto

Afyon’u surlardan uzun süre temaşa ettikten sonra en tepede gönderde dalgalanan ay yıldızlı bayrağımızın yanına gitmeye karar verdik. 5 dakikalık bir tırmanışın ardından oraya vardığımızda Anadolu coğrafyasını her yönüyle seyretmenin hazzını yaşadık. Ardından ufuk çizgisinden sıyrılmış bir halde gözümün önüne binlerce, on binlerce Yunan askeri geldi. Hepsi üzerimize doğru geliyordu ve burçlarda Mustafa Kemal. Kocatepe’deki duruşu ve “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” emri. Onun emriyle şaha kalkmış Türk askeri ve dilimden yüksek sesle dökülen ve duyanların hayretle dinlediği o sözler:

afyon

“Bu Vatan Kimin?

Bu vatan, toprağın kara bağrında

Sıradağlar gibi duranlarındır.

Bir tarih boyunca onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir.”

afyon kalesi ve bayrak

Kendime gelip gönderde dalgalanan bayrağımız herkese inat, “Bu topraklar, benim yurdumdur.”, “Ebediyen bana yok, ırkıma yok izmihlal!” diyen bayrağımızın yanında fotoğraflarımızı çektikten sonra dönüş yoluna geçtik.

– Devamı bir daha ki yazıya –

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir