Aganta Burina Burinata

  • Aganta Burina BurinataBayılıyorum bu kitabın adına. Bir denizcilik teriminin böylesine güzel bir kitap adı olacağını kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.
  • Serenlerin üstündeki alt ve üst yelkenleri tut anlamına gelen bu terim İtalyancaya bakıp şöyle açıklanabilir: “Aganta” deyimi agguantare (= yakalamak, enselemek) den geliyor. “Burina” (borina) terimi ise seren yelkenlerinin rüzgârüstü yakalarını rüzgâra açan selviçe demek. “Burinata” ise babafingo yelkeninin burinasına denirdi.

Cevat Şakir Kabaağaçlı desem bazı okurlara ancak Halikarnas Balıkçısı hemen tanıdık gelecektir onlara. Büyük bir deniz sevdalısı olan Cevat Şakir Kabaağaçlı, kendine Halikarnas Balıkçısı demekten büyük bir zevk almış olsa gerek. Yazarın 1945’te yayınlanan romanı anı biçiminde yazılmıştır.

Halikarnas Balıkçısı

Mahmut’un babası Süleyman Kaptan oğlunun denizci olmasını istememektedir. Süleyman Kaptan’ın oğlunu denizci yapmamak istemesinin nedeni geçmişte saklıdır. Süleyman Kaptan, kardeşi Davut’un ölümünden kendini sorumlu tutmaktadır. Süleyman Kaptan kendi gemisinde tayfa olarak çalışan kardeşi ile denize açılmışlarken bir fırtına kopar, fırtına o kadar şiddetlidir ki kimse ayakta duramaz ancak Davut ayağa kalkar ve dümene geçer. Gemini kontrolünü sağlamaya çalışan Davut’un kafasına rando maçası vurur ve Davut’un kafası kopar. Süleyman Kaptan rando maçasını daha sıkı bağlamadığı için kendini suçlar.

Süleyman Kaptan denizci olmasını istemediği oğlunu Kirpi Halil’in yanına çırak olarak verir. Oldukça küçük bir dükkanda ayakkabıcılık yapan Kirpi Halil tam bir deniz aşığıdır. Süleyman Kaptan bu durumdan habersiz oğlunun karada çalışacağını düşünürken Kirpi Halil Mahmut’a sürekli denizi anlatır durur. Bir yandan mahalle mektebine de giden Mahmut’un aklı fikri hep denizdedir artık, hocalarını bile dinleyemez olur. Hayallerini deniz süslemektedir.

Kirpi Halil’in dükkanın sürekli iki müdavimi vardır. Yaşları iyice ilerlemiş olan bu kişiler iyi görememektedir.

Mahmut’un okuldaki durumuna komşularının kızı ve yakın arkadaşı Fatma çok üzülmektedir. Mahmut’un sürekli deniz hayalleri kurduğunu bilen Fatma bir gün onu babası ile birlikte balık tutmaya davet eder. Mahmut bu teklife çok sevinir ve hemen kabul eder.

Fatma’nın babasıyla çıktıkları bir diğer balık tutma faslından sonra Mahmut artık kesin karar vermiştir. Okulu bırakacak ve denizci olacaktır. Babasının yokluğundan faydalanan Mahmut amcası Hakkı Reis’in gemisinde çalışmaya başlar. Artık hep hayalini kurduğu, özlediği açık denizlere kavuşma şansını yakalamıştır. Çıktığı bu yolculuk sırasında Topal Murat’ın oğlu Aliş’le tanışır. Yolculukları bazen amcasının acımasız tavrından dolayı oldukça zorlaşmaktadır.

Mahmut denizdeyken annesinden gelen bir haberle babasının deniz kazası sonucu öldüğünü öğrenir. Artık evin geçimi onun omuzlarına kalmıştır ancak amcasının cimriliği yüzünden para kazanmakta zorlanınca başka gemilerde çalışmaya başlar. Bir süre sonra Mahmut annesini de kaybeder. Artık yalnız kalmış ve kendini yorgun hissetmektedir. Memleketine dönmeye karar verir.

Memleketine dönünce çok sevdiği Fatma’yı görmek ister. Onun yokluğunda köyde değişiklikler olmuştur, Fatma yüzünden yaralanmış ve bir gözünü kaybetmiştir. Mahmut, Fatma’yı çok sevdiğini ve bu haline rağmen onunla evlenmek istediğini söyler ancak Fatma onun hayatına böyle bir kötülük yapamayacağını düşünerek köyden kaçar. Mahmut tüm aramalarına rağmen Fatma’yı bulamaz.

Mahmut tekrar denize dönmeye karar vermiştir. Hazırlıklarını yaparken köyün zenginlerinden Zeynel Ağa kızını ona vermeyi teklif eder. Mahmut teklifi kabul eder ve Zeynel Ağa’nın kızı Ayşe ile evlenir. Mahmut artık toprak adamı olma yolundadır. Çiftçilikle uğraşır ve bir çocuk beklemektedir. Ayşe ne yazık ki taşıdığı çocuğu düşürür. Mahmut bir süre sonra toprak insanı olamayacağını fark eder ve tekrar sevgilisi denize bir daha dönmemek üzere gider.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir