Ağla!


Çıkar gün yüzüne artık;

Yastık altında biriktirdiğin gözyaşlarını.

Ağla!

Öyle, ömür defterine bir çizik daha atmakla,

Silinip tükenmez bu yara!

 

Bırak bayraklar dalgalansın göklerde dimdik,

Eğ başını!

Hangi vakur duruş geri getirebilir,

O yerde yatan 15’lik yavrunun naşını!

 

Utanma,

Sen; öfkesini ve sevgisini gözleriyle belli etmesi öğretilmiş bir babasın,

Silme gözyaşlarını, bırak!

Hıçkırık bağlamış yüreğin, bu kez en derinden kanasın!

 

Sen ağladın; içten içe ilk doğduğu gün kuytu köşelerde,

Sen gördün ilk adımını,

İlk adını haykırışını!

Senin elini tuttu düşmemek için,

Sana güvendi her an.

Tüm bunları kolayca nasıl unutturabilir zaman!

Kim bilebilir yatağında uyurken, gizlice seyrettiğin günleri,

Kim geri getirebilir,

Her kucağına aldığında yüzünde açan gülleri!

 

Hangi söz dindirir acını?

Hangi teselli doldurur tarifi imkânsız bu boşluğu?

Ve hangi reçete bitirebilir;

Yeterince öpüp-koklayamamanın bir ömür sürecek o kahpe nahoşluğunu….

 

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir