“Ağlama Emir Ağlama!”

Bu ülkenin temelleri atılırken kardeşlik, dostluk ve sulh harcıyla yoğrulmuştu hem iç hem de dış ilişkilerimiz. Bu kardeşlikten, dostluktan ve sulhten nasibini almayanlar ya da almak istemeyenler bir bir ayıklanmıştı. İyi ya da kötü 20. yüzyılı geride bırakmıştık. 21. yüzyılda egemen güçler, ulus devletlerin köküne dinamit koyacağı belliydi. Dinamitler döşenirken ülkemiz de es geçilmiş değil.

Ülkemizin temelleri atılırken yoğrulan kardeşlik, dostluk ve sulh harcı artık kalmadı. Kimse kimseye güvenmiyor ve güvenliğimiz ülke olarak tehdit altında. İşte, bu noktada “Ne değişti?” sorusu aklımıza geliyor ve cevabını değerli arkadaşım Serkan Çetin “Ne Değişti?” yazısında veriyor. (Yazıya ulaşmak için tıklayınız.)

Diyarbakır Sur’da bilmem kaç gündür sokağa çıkma yasağı var. Şehir teröristlerden temizlenecekmiş. Teröristlerden temizlenecek şehirde hayat nasıl geçiyor acaba? İnsanların yaşam hakkı elinden alınıyor, ticari hayat bitti, çocukların eğitim ve öğretimi büyük bir sekteye uğradı, büyük göçler başladı. Rahat koltuğumda ben bunları bir çırpıda sayarken orada yaşayan insanlar hangi dramları yaşıyor kim bilir? Ya askerlerimiz ve polislerimiz… Kaç gündür kelle koltukta kendilerine verilen görevleri yapıyorlar. Rabbim, yardımcıları olsun.

İşte, bakın cuma günü Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan Ulu Cami’nde 639 yılında fethedildiği günden bu yana ilk defa cuma namazı kılınmadı. Bu cami, Müslümanların 5. Haremişerifi (Mukaddes Mabet) kabul edilmesine rağmen burada cuma namazı kılınmadı. Diyarbakır’ın Hz. Ömer zamanında sahabeler tarafından fethedildikten sonra şehrin en büyük kilisesi olan Mar Toma Kilisesi camiye dönüştürülerek Ulu Cami adını almıştır. Anadolu’nun en eski camilerinden biri olarak kabul edilen bu caminin dört ayrı cephesi Müslümanlığın dört ana mezhebine ayrılmıştır.

Böyle bir camide cuma namazının kılınamaması vahim bir durumdur. Şehirler, eşkıyaların eline geçerken uyuyanlar ya da onlara ses çıkarmayanlar bu vebalin altında kalacaklardır. Bu olaylarda sorumlulukları olanlar, orada sadece ölen vatandaşlarımızın ya da şehit olan askerlerimizin ve polislerimizin vebali demiyorum; burnu kanayan vatandaşlarımızın, askerlerimizin ve polislerimizin de vebali altında kalacaklardır. Büyük günde hesabını vereceklerdir.

Her olumsuz olaydan sonra “Biz kandırıldık!” diyenleri ya da devamlı ağlayanları görünce aklıma Endülüs Devleti Gırnata Emiri’nin annesi Ayşe Sultan’ın sözleri gelir. Gırnata, İspanyollar tarafından kuşatılır. Emir Ebu Abdullah Muhammet, canlarının bağışlanmasına karşılık savaşmadan şehri İspanyollara verir. Emir, şehri terk ederken şehre tekrar bakmak ister. İspanyolların şehri yaktığını görünce Emir Ebu Abdullah Muhammet ağlamaya başlar. Bunun üzerine Emir Ebu Abdullah Muhammet’in annesi Ayşe Sultan, “Ağlama emir ağlama! Eğer erkek gibi savaşsaydın şimdi kadın gibi ağlamazdın.” der.

Şimdi, sizler de ağlamayın!

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir