Ağlayan Çayır

aglayancayir

Angelopoulos’un bir filmini tavsiye etmek istiyorum sizlere. İzler izlemez büyüsüne kapıldığım bir filmden, Ağlayan Çayır’dan bahsediyorum. Son günlerde kaliteli bir film arayıp bulamıyorsanız, tam size göre bir film olacak Ağlayan Çayır. Çok fazla şey söylemek istemiyorum. Nedenini filmi izlediğiniz de anlayacaksınız.

Filmden edebi değerde bir kesit:

Mart 1945.
Kerama Adaları.
Pasifik’teki Amerikan üssü. Okinewa’nın 25 mil batısı.
Eleni’m. 1 Aralık 1944 tarihinde gönderdiğin mektubun dünden beri cebimde. Dünyanın etrafını dolaştıktan sonra buraya ulaşmış olması da bir mucize. Hem gülüp hem de ağlıyorum.
Mektubun gelişini çadırımda yalnız başıma sarhoş olarak kutladım. Seni düşünerek ağladım Eleni.
Seni unuttuğumdan şikayet etmişsin. Bu nasıl olabilir? Bunca yıl seni düşünmeden geçen bir saniyem
bile olmadı. Burada, bu yabancı adalarda, sarı bir nehrin çamurlu sularının içinde silahlarımız ellerimizde çürüyoruz. Ve her gün 60 bin asker 60 bin komando, 60 bin erkek Okinawa denen cehenneme gönderilmek için bekliyoruz.
Dün gece rüyamda birlikte nehrin kaynağını bulmak için yola çıktığımızı gördüm. Yaşlı bir adam yol gösteriyordu. İlerledikçe nehir giderek küçüldü ve küçük derelere bölündü.
Aniden çok yukarılarda karla kaplı dağların üstünde yaşlı adam bize yaban otlarının bittiği gölgeli ve nemli bir toprağı işaret etti. Her çim yaprağı bir parça çiğ tutuyordu. Ve hepsi bir süre sonra çiğ damlasını yumuşak toprağa bırakıyordu.
“Bu çayır” dedi yaşlı adam, “nehrin kaynağıdır.”
Sen uzandın ve ıslak çimlere dokundun. Elini kaldırdığında birkaç damla yuvarlandı. Ve gözyaşları gibi toprağa düştü.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir