Ahmet Ümit Buluşmasından Notlar

24 Ocak Cuma günü Bumerang Deneyim Günleri yazar buluşmalarının ikincisi olan Ahmet Ümit’le buluşmak için bloğumuz adına Hürriyet Dünyasında davetli diğer bloggerlarla birlikte ben de yerimi aldım. (Daha önce yapılan Yılmaz Özdil buluşmasına ait Serkan Çetin’in notlarını okumak için tıklayınız.)

Ahmet Ümit'le

Gazete binasında bizi sıcak gülümsemeleriyle karşılayan Ahmet Erten Bey’e ve Hilal Meriç Hanım’a düzenledikleri bu organizasyon için teşekkür etmeden de geçemeyeceğim. Hem Hilal Hanım hem de Ahmet Bey, organizasyonun güzel geçmesi için ellerinden ne geliyorsa yapmışlardı.

Gelelim Ahmet Ümit kısmına…

Yaklaşık iki saat süren buluşmada Ahmet Ümit, yazarlık serüveninin nasıl başladığını anlatarak başladı konuşmasına. Yazma heveslisi olan bir blog yazarlarına da küçük ipuçları vermekten geri de durmadı. Konuşmasının sonlarına doğru beslendiği kaynakları anlatan yazar bloggerların sorularını yanıtlamaktan geri kalmadı.

Yazma sürecinin başlamasında okul yıllarında edebiyat öğretmeni olan Mehmet Savaş İslam’ın etkisinin büyük olduğunu söyleyen yazar, edebiyat öğretmeninin solcu olmasından dolayı öldürülmesinden de çok etkilendiğini söylüyor. “Sultanı Öldürmek” adlı yapıtında kendini etkileyen öğretmenini anlattığını dile getiren Ahmet Ümit, öğretmeninin kitaplarda yaşamasını sağlıyor.

Yazma serüveninin devamında yazar bildiriler yazmaya başladığını söylüyor. Üyesi olduğu sol örgüt için yazdığı bildiriler, örgüt yöneticilerince edebi olduğu, sol söylemleri çok net bir şekilde dile getirmediği gerekçesiyle eleştirildiğini dile getiriyor.

Yazar, ilk öyküsünün yine üyesi olduğu örgüt için yazmış olduğu bir raporla ortaya çıktığını söylüyor. Örgütün kendinden istediği raporu öykü tadında yazan Ahmet Ümit’in bu yazısı örgüt yöneticilerince çok beğeniliyor ve K. Yalçın takma adıyla ilk önce Atılım Dergisi’nde yayınlanıyor. Aynı öykü daha sonra Barış ve Sosyalizm Sorunları Dergisi’nde yayınlanıyor.

Yazarın ya da sanatçının, olguların insan üzerindeki etkilerini anlatmakla görevli olduğunu söyleyen yazar yine sanatçıların iyi / kötü ayrımını dile getirmeden bir belirsizlik içerisinde bunu okuyucuya vermesi gerektiğini böylece her okurun bu ayrımı kendisinin yapabileceğini dile getiriyor.

Yazma sürecinde en çok beslendiği kaynağın Anadolu coğrafyası ve onun tarihi olduğunu dile getiren Ahmet Ümit bir yazarın nasıl yaşarsa aynı o şekilde yapıtlar ortaya koyacağını söylüyor.

Ölümün insanların yüzlerindeki tüm maskeleri düşürdüğünü, bu nedenle iyi olarak bildiğimiz tüm edebiyatçıların yapıtlarında ölüme yer verdiğini dile getiren yazar, polisiye tarzı romanların beğenilmesini biraz da buna bağlıyor.

Ahmet Ümit, severleri için birkaç güzel haber de verdi görüşme sırasında: İstanbul Hatırası, film olarak karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.

Bir de Başkomiser Nevzat’ın üç romanla daha karşımıza çıkacağını, bu romanlardan bir tanesinin Nevzat’ın karısının ölümünü ele alacağını diğer ikisinin ise Zeynep ve Ali ile ilgili olacağını severlerine müjdeliyor.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir