Akrabalarınızla, Dostlarınızla Siyaset Yüzünden Tartışmayın!

Merhum Atilla İlhan,  Bilgi Yayınevi’nden çıkan “Aydınlar Savaşı” kitabında “öğretmenler neden aksıyor” diye bir yazı kaleme almış. Herkesin ve her kesimin gırtlağına kadar siyasete battığı bir dönemde, Attila İlhan 31 Ağustos 1978’de öğretmenleri eleştiren bir yazı kaleme almış.( O dönem hatırlanırsa, sağ-sol kavgası yüzünden her gün onlarca insanın öldürüldüğü bir iç karışıklık dönemi.) Sağ ve Sol görüşlü öğretmenlerin, bağlı bulundukları sendikalar aracılığıyla soyundukları işe şiddetli bir itiraz getirmiş ve şu tespiti yapmış:

aydınlar savaşı“ Türk öğretmeni, asıl görevinin öğretim ve eğitim olduğunu unutmuş, siyasete batmıştır… Öğretmen ilk önce eline verilmiş çocukları eğitecektir, onları eğitebilmek için mesleğinin gereklerini öğrenecek, kültürünü arttıracaktır. Bu arada elbette demokratik haklarını kullanmalıdır. Ancak öğretmen sendikaları ve dernekleri siyasal bir örgüt değildir… Öğrencisine hayrı olmayan öğretmenin, hiçbir şeye hayrı olmaz.”

Yazının üzerinden yaklaşık 37 yıl geçmiş. İçerisinde katılmadığınız noktalar elbette olabilir. Ancak temelde yapılan eleştiri bugün de geçerlidir ve haklıdır. Ve maalesef o eleştiri sadece öğretmenler camiasında değil tüm meslek kesimlerine sirayet etmiş ve hızla yayılmıştır.

Bugün bilimsel olarak ‘polarizasyon’ olarak adlandırılan, halk arasında ise kutuplaşma olarak bilinen felaketin bir nedeni de maalesef budur. Kendi aralarında kavga eden, hakaretlerin havada uçuştuğu, yeri geldiğinde yumruklaşan siyasetçilerin; kameralar kapanıp, mikrofonlar sustuğunda kulislerde el ele göz göze oldukları hep unutulur.

Kahvede, sokakta en yakın dostuna hakaretler edip kan davasına varacak ayrışmalara giden yurdum insanı, maalesef bu gerçeğin farkına bir türlü varamaz. Uğruna, ailesiyle bile konuşmamaya kadar varacak derecede önem verdiği siyasi figürler, önünden geçmeye bile çekindiği mekânlarda kahkaha tokuşturmaktadırlar aslında dün ağız dolusu hakaret ettiği hasmıyla. Ama ne içerisi görünür kılınır sokaktaki seçmene ne de dışarısını umursar içerdeki siyasetçi. Önemli olan beyaz camın önünde sallanan kallavi sözler ve ağızdan köpükler saçarak koyulan laflardır.

filler ve çimenEn nihayetinde bir Derviş Zaim filmidir aslında siyaset: “Filler ve Çimen”

Üstte filler tepişir ve olan çimlere olur. Fillerin neden tepiştiğini öğrenmeye çalışan ve fakat hiçbir zaman başarılı olamayacak olan çimenlerin, bu anlamasız kısırdöngüden kurtulması gerekir.

Bu yüzden yakınlarınızla siyaset yüzünden tartışmayın! İşinizin önüne geçmesine izin vermeyin! Hayatınızın merkezine asla ama asla koymayın!

Koyu renkli takım elbiseler içinde kulaklarımıza, gözlerimize ve tabi ki beynimize yapılan bu subliminal saldırılar karşısında çaresiziz, evet!

Ama oyunun içinde olmak ya da oyun dışı kalmanın temel mesele olmadığını; önemli olanın oyunun farkında olmak olduğunu anlasak yeter!

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir