Alfred Nobel Işığında Nobel Ödülleri ve Orhan Pamuk

orhan-pamuk-ve-nobel-ödülleri

Bundan tam sekiz yıl önce bugün, bir yazarımız “Nobel Edebiyat Ödülü”nü almaya hak kazandı. Bu ödülü almaya hak kazanan yazarımız hepimizin bildiği gibi Orhan Pamuk’tur. Orhan Pamuk’un edebi yönü hakkında pek fazla bir şey söylemeyeceğim. Edebi yönünü çok fazla eleştirenler de var, takdir edenler de var. Eserlerinin bazı bölümlerinin intihal (çalıntı) olduğu bile söylenen birisidir Pamuk. Bana sorarsanız, Pamuk’un edebi kişiliğini çok da abartacak bir durum yok ortada. Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Attila İlhan, Nazım Hikmet gibi ediplerimiz varken esamesi bile okunmaz Pamuk’un. Peki, bu zamana kadar yukarıda da saydığım ve daha da sayabileceğimiz nice şahsiyetli ediplerimize bu ödül verilmezken acaba Orhan Pamuk’a bu ödülün verilmesinin sebeb-i hikmeti nedir? Onu diğer yazar ve şairlerimizden ayıran nedir? Sadece “Edebi kişiliği ve yazılarındaki mükemmellik bu ödülü almasına yetti!” demek biraz safdillik olacaktır kanımca. O zaman her şeyden önce bu sorduğumuz sorunun cevabını aramamız gerekir.

Orhan Pamuk, 2005 Şubat’ında İsviçre’de yayımlanan bir gazetenin haftalık eki olarak çıkan “Das Magazin” dergisine verdiği demeçte “Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü ama hiç kimse bunları konuşmaya cesaret edemiyor.” demeciyle Türkiye’de bütün okları üstüne çekmiş ve bazı Batılı devletler bu demeci içten içe, bazı devletler ise alenen desteklemiştir. Türkiye’de bu sözlerinden dolayı “Türklüğe hakaret suçundan” dava açılmıştır. Davanın sürdürülebilmesi için Adalet Bakanlığının onay vermesi gerekiyordu. Avrupa Parlamentosu’nun ve Avrupa Birliği’nin Türk devletine direk baskısı sonucu Adalet Bakanlığı yargılamaya onay vermemiş ve dava düşmüştür. Her zaman yanımızda olan Avrupa burada da yanımızda olmuş, bize bu konuda da yön vermiştir. İşte, daha o günlerde Pamuk’un arkasında hangi güçlerin olduğu yavaş yavaş belli oluyordu. Aynı zamanda Orhan Pamuk’un eserlerinde Atatürk hakkında kullandığı üslup da çok çirkindir. İşte bu olaylar, onun “Nobel Ödülü”nü almasını sağlayan en büyük etkenlerdir.

Gelelim, bu ödüllerin adına verildiği şahsiyet olan Nobel’e. Nobel’i de bilmek bazı olaylara ışık tutacaktır kanısındayım:

Alfred Nobel

1833 ile 1896 yılları arasında yaşamış bir bilim adamıdır Nobel. Bilim adamlığı dinamiti bulmasından kaynaklanır. O, patlayıcılara olan düşkünlüğünü babasından alır. Babasının mayın fabrikası vardır. Nobel de babasının izinden gitmiş ve laboratuvarlarda yapmış olduğu çalışmalarla dinamiti bulmuştur. Hatta çalışmalarının birinde bir patlama sonucu kardeşinin ölümüne de sebep olmuştur. Nobel, sanayicidir. Edebiyat, onun hobisidir. Tüm Avrupa’da ve Rusya’da silah sanayisini o kurmuştur. Aynı zamanda petrol yatırımları da yapmış, Bakü petrolleri onun çok fazla zengin olmasında büyük etkiye sahip olmuştur. Doksan farklı yerde silah fabrikası kurmuştur.

Silah tüccarlığıyla ilgilenen, doksan farklı yerde silah fabrikası olan, silah sanayisini kuran Nobel adına ölümünden sonra “Barış Ödülleri” verilmesi ne kadar da tuhaf değil mi? Evet, vasiyetnamesinde kendisi istemiştir bunu ama adı barış olan ödüllerin, eli daha temiz olan insanlar adına verilmesi daha doğru değil midir? Ayrıca bu ödüller, İsveç ve Norveç’te verilir. Bu iki ülkeye baktığımızda da bu iki ülkenin silah sanayisinin çok gelişmiş olduğunu görürüz. Dünyada olan savaşların hemen hemen hepsinde bu iki ülkede üretilen silahlar kullanılır. Ama bir diğer taraftan baktığımızda özellikle İsveç’e, ne kadar çok barış kuruluşu olduğunu görürüz. Hem en çok barış kuruluşları olan ülkelerden biridir hem de silah sanayisi en gelişmiş ülkelerden biridir. Eli kanlı olan bu ülkelerin “Barış Ödülleri” dağıtması ne kadar da güzel olsa gerek. Herkese birer “mavi boncuk” dağıtır gibi.

Dünya, bu ülkeler -sömürgen devletler; İsveç, Norveç…vb.- tarafından kana bulanırken verilen barış ödülleri neye yarar? Dünya, bu ülkeler -sömürgen devletler; İsveç, Norveç…vb.- tarafından kültür emperyalizmine maruz kalıyorsa verilen edebiyat ödülleri neye yarar?

Ülkeleri aleyhinde konuşan; ülkelerinin birliğini, dirliğini yaralayacak sözler söyleyen insanlara veriyorlar mavi bocukları. Ülkelerinde, sömürgen devletler için demokrasi tüccarlığı yapan insanlara veriyorlar bu mavi boncukları. Alsınlar bu mavi boncukları, taksınlar yakalarına…

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir