Avrupa’nın Karanlık Tarihinden Sayfalar-1

Avrupa günümüzde demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, bilimin ve medeniyetin beşiği olarak gösterilir. Ancak bu durum yüzyıllarca süren karanlık ve kanlı bir geçmişin varlığını ortadan kaldırmaz. Bunu aslında Avrupalılar da reddetmiyorlar. Ancak güneşin doğduğu topraklarda yaşanan bugünkü kaosun kat be kat fazlasını yaşayan batı, o acı günlerden süzdüğü tecrübelerle bugünkü refaha ulaşmış durumda. Bizde varolan en büyük eksiklik işte bu; tecrübelerden yararlanıp gerçeğe ulaşmak ve refah toplumuna adım atmaktansa fani başarıları yeğleyen insanları baş tacı yapıyoruz. Adriyatikten Çin Seddi’ne kadar her yerde!

Şimdi Avrupa’da yaşanmış karanlık zamanlara bir göz atalım:CouncilofClermont

2.urbanTarihler 1101’i gösterdiğinde Papa II.Urban Avrupalı kral ve soyluların hazır bulunduğu                   Clermont Konseyi’nde dinleyicilere ağlamaklı bir şekilde şu konuşmayı yapar: “Ey kendilerini Tanrı’ya adamış olan Tanrı’nın oğulları, bir Farisi ırkı olan Türkler, Hıristiyanlara ait pek çok bölgeyi ele geçirmiş  ve kiliseleri yakıp, yağmalamışladır. Ey İsa’nın müjdecileri! Bu konuda efendimizin isteği şudur: fermanlar çıkartarak çok geçmeden bu habis ırkın Hıristiyan topraklarından sürülmesi için söz alın.

Oraya gidenler,  giderken ya da kafirlerle savaşırken tutsak düşüp ölürlerse günahları bağışlanacaktır. Bana bu yetkiyi veren Tanrı adına sefere çıkan herkesin günahlarını bağışlıyorum. Eğer böylesine menfur, soysuz ve iblisin kölesi olmuş bir kavim İsa’nın yoluna baş koymuş bizlerin hakkından gelirse bu ne büyük bir utanç olur, düşünebiliyor musunuz?”

haçlı seferleriSonrasında yüz binlerce insanın katıldığı ve tarihe Haçlı Seferleri olarak geçen yağma seferleri başlar. Yol üzerinde yaşananları bir kenara bırakarak, nihai hedefe varılmasının ardından Kudüste yaşanan vahşeti, büyük bir gururla anlatan ve sefere de katılmış olan bir rahibin, Charters’li Fulcher’in ağzından dinleyelim:

“ Kudüs şehri ele geçirildikten sonra kaçıp Süleyman Mabedi’nin tepesine sığınanların çoğu çatıdan baş aşağı atılarak öldürüldüler. Mabedin içinde yaklaşık on bin kişinin kellesi uçuruldu. Eğer orada olmuş olsaydınız, katledilenlerin kanıyla, topukların üzerine kadar bulanmış olurdu. Kadınlara ve çocuklara da acımadılar.

Sonra sıra dışı bir şey oldu. Bizim şövalyelerimiz ve fakirlerimiz ölülerin karınlarını deşmeye başladılar. Amaçları sağ iken, boğazlarıondan midelerine inmiş Bizans sikkelerini midelerinden ve bağırsaklarından çıkarmaktı. Askerler kılıçlarını çekip sokaklarda kol gezmeye başladılar. Merhamet dilenenler dahil canlı tek bir kişi bile bırakmadılar. Bu büyük katliamdan sonra askerler organize bir şekilde evlere girip el koydular. Pek çok fakir insan bu şekilde zengin oldu.”

Daha sonra kan gölüne dönen şehirde neşe içinde sokaklarda ilahiler söylediler ve kurbanlar kesip Kutsal mekanı ziyaret ettiler…

(Kaynak: Batının Kaynakları Cilt-1, Mark A. Kishlansky)

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir