Baklava Desenli Ev

Baklava desenli ev mi olurmuş demeyin hemen öyle… Baklava desenli hırkaları, çorapları anasının el dokuması gibi benimseyen/beğenen bir kitle olan biz erkekler (Bu söylemde kendimi azlediyorum, baklava desenli şeyleri hiç sevmem) baklava desenli bir evi de beğenebiliriz nihayetinde…

Konunun amacında giyim zevklerini eleştirmek yok aslında… Bu yazının tek amacı “Baklava Desenli Ev” üzerine… “Eee, ne olmuş şimdi evde bakla deseni varsa?” gibisinden bir soru düşüyorsa zihninize: Alakası yok.

Gürsel Ekmekçi’nin öykü kitabının adı “Baklava Desenli Ev”. Her ne kadar baklavadan tatlıdan falan bahsetmese de fındıklı bir baklava tadında okunabilecek bir öykü seçkisi sunuyor bizlere…

Giresunlu olan yazar kitabının girişinde bu öykü kitabını yazmasını şu sözleriyle açıklıyor:

“Kitabımın yazılma amacı, insanları bunlardan haberdar etmek… İnsanoğlu, yüz sene öncesinin Giresun’unun, Paris ayarında bi Batı kenti olduğunu bilsin… Giresun insanı, olguları abarta abarta nasıl güler, dünya mizahına katkısı olsun istedim.

“Fakat altını özellikle çizmelyim:

“Bu, salt Giresun’u anlatan bi kitap değildir. Şehrimi ‘konu mankeni’ eyleyip, aslında neler anlattığımı da okurlarıma bırakmak, sanırım en doğrusu.”

Gürsel Bey’in son satırlarından aldığım teşvikle bir okur olarak biraz bahsetmek istiyorum bu öykü demetinden.

Baklava Desenli EvÖncelikle bir Giresunlu olarak “o tanıdığım, özlediğim, kızdığımda ya da sevindiğimde istemsizce dudaklarımdan dökülen” Giresun  ağzını bu kitapta tüm yalınlığı, içtenliği ve yerli yerinde kullanımıyla görmek beni çok sevindirdi. Yine yazar yerel Giresun ağzının dışında kendince de bir yazım seçimi yapmış. Aziz Nesin’den görmeye alışık olduğumuz yazım kurallarının benzerlerini “Baklava Desenli Ev”de görmek mümkün.

Toplamda 19 öykü/anlatı’dan* oluşan yapıtın oldukça zekice kurgulanış bir iç yapısı var. Katman katman okumaya açık olan öykülerde yazar oldukça başarılı olan gözlemlerini kıvrak bir dille yapıtına yansıtmış…

Gürsel Ekmekçi’nin “Baklava Desenli Ev”deki öyküleri kendine özgü bir kod taşıdığı için güçlü bir biçimde karşımıza çıkıyor. Giresun’da doğup büyüyen yazarın öykülerinde Giresun kendisinin de söylediği gibi “konu mankeni” olmakla kalmıyor kimi öykülerin temel çatısını oluşturuyor. Yaşadığı coğrafyanın insanlarını çok iyi bir şekilde gözlemleyen yazar, aynı ustalığı gözlemlerini kağıda aktarırken de gösteriyor.

Başarılı kurgusu, kendine özgü dili, kusursuza yakın gözlemlerin yer aldığı “Baklava Desenli Ev” öyküde yeni bir soluk arayanları defaatle memnun edecek düzeyde.

İşte size kitaptan tadımlık bir bölüm:

“ama bir de ötekiler var: “afferin,” diyorlar, “içinden geldiği gibi yazıyorsun yazılarını.” bu lafa çok bozuluyorum. beyazıt kütüphanesi kadar kitabı boşuna okumadım ben. dünyanın tüm film ve tiyatrolarına boşuna gitmedim. yeryüzündeki tüm müzikleri yalan yeredinlemedim. ne demektir içinden geldiği gibi yazmak.

gerçekten içimden gelenleri yazsaydım ana avrat çakardım her yazdığımda, öyle bişey yapıyor muyum. yıllarca okuyacağım, saatlerce düşüneceğim, kilometrelerce yürüyeceğim, beynim gün boyu elektrik sayacı gibi dolanacak ve bunun karşılığında aldığım övgü “bravo ulan şu hergeleye, içinden geldiği gibi yazıyor” olacak, öyle mi.” (Kalem, S. 77)

*Babadan Oğula Geçen Hırka, Bedros mu Evleniyo?, Dar Vakit, Gözlük, Her Ayrıntıya Hâkim Adam, İhtisas, İlk Kadın Tiyatrocu, Komen, Köpek Mehmet, Kulübedeki Battaniye, Melek, Mikado, Mütemadiyen, Neyzen Tevfik, Sarı Saçlı Bir Düş, Vıy Vıy Ali, Yağlıdirek, Yangun Var, Kalem

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir