Beyoğlu’nun En Güzel Abisi – I

“Aşk, yaşamı; cinayet, ölümü sıradanlıktan kurtarır.” ön deyişiyle başlayan Ahmet Ümit’in yeni kitabı “Beyoğlu’nun En Güzel Abisi” çizgi romanlarını saymazsak yazarın yirminci kitabı.

beyoglunun-en-guzel-abisi2
Türk edebiyatında polisiye tarzı romanları insanımıza sevdirmiş olan Ahmet Ümit, bu romanıyla da belirli bir okur kitlesi tarafından beğenilecektir elbet. Ancak kişisel düşüncemi ortaya koyacak olursam öyle ne tek solukta okuduğum bir polisiye ne de beni olayları çözmeye iten bir okura dönüştürdü bu kitap. Kısacası daha önceki romanlardan tanıdığımız Başkomser Nevzat’ı beğenmedim ben bu romanda.

  • İstanbul, Tarlabaşı’nda geçen roman daha çok Türk filmlerinden tanıdığımız kabadayıların, ağır ağabeylerin, racon kesen bıçkın delikanlıların, pavyona düşmüş fakir kızların, kumarbazların, orta sınıf mafya babalarının, evsizlerin, tiner çeken sokak çocuklarının etrafında geçiyor. Sadece burada yaşayanları anlatmakla yetinmiyor Ahmet Ümit, semtin geçmişinden bahsederken binaların şimdiki durumlarının kötülüğünden de epeyce dem vuruyor.

Ülkemizde son yıllarda yaşanan olayları da katmış Ahmet Ümit romanına. Kentsel Dönüşüm projesi adı altında yapılan yıkımlardan, Tarlabaşı mevkindeki yıkılan tarihi binalardan, bu binaları önceden alarak rant elde etmeye çalışan çok akıllılardan bahsetmiş.

Gezi Parkı Direnişi’ne de rastlıyoruz yazarın kitabında. Gezi Parkı’nda yaşananlardan, gezi parkına katılan direnişçilerden, polislerden ve onların yaptıklarından da bahsediyor.

Sadece günümüzden değil geçmişten de alıntılar yapmış yazar romanına. 6-7 Eylül olaylarına, olaylar sonrası göç etmek zorunda kalan azınlıkların yaşadıklarına da epeyce yer vermiş.

Epeyce şeyden bahsetmiş anlayacağınız Ahmet Ümit. Bu kadar çok şey olunca romanın içerisinde biraz kafası karışmıyor değil hani insanın. Gezi olaylarını okurken ne zaman yazmış Ahmet Ümit bunları romanına, içeriğine nasıl oturtmuş bu olayları merak etmedim değil yani.

Gelgelelim kitabı neden beğenmediğime.
Öncelikle bu romanın içeriğindeki polisiye unsur tatmin etmedi beni. Olayların esrarının gizlenmesi adına bu kadar çok karıştırılması yerinde olmamış. Daha akıllıca gizlenebilecek bir katil varken, katilin olaylar arasında gizlenmesi bir polisiyede olmamasını beklediğim durumlardan biri.

Sadece olayların karmaşıklığı değil elbet. Evet, hepimiz biliyoruz kültürümüze sahip çıkılması gerekliliğini ancak son birkaç kitaptır anlatılan İstanbul ve evleri anlatısı sıkmaya başlamadı değil.

Bir de yazarların kendilerini anlattığı kitapları çok sevmem. Anlatacaksa da yazar kendini bu iş çok büyük bir ustalıkla olmalı. Başkomser Nevzat’ın komşusu, Beyoğlu Rapsodisi gibi kitapların yazarı olmamalı. İlk sayfasıyla aynı sonla biten kitap kurgusal gerçekliğin tamamen kaybolmasına neden oluyor.

Okuyucuya Not: Yazının devamında romanın içeriği hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir.

Bir yıl sonu gecesi Engin Akça adındaki bir ölünün bulunması ile başlıyor her şey. Engin Akça’nın ölüsü Tarlabaşılılar Kulübü’nün kapısında bulunmuştur. Bu durumdan şüphelenen Başkomser Nevzat, kulübün sahibi Barbut İhsan’ı sorgular. Barbut İhsan, daha önceden Engin ve onun patronu Kara Nizam’la tartışmıştır, tüm şüpheleri üstüne çeker. Barbut İhsan, kendisinin suçsuz olduğunu Engin’i Nizam’ın adamlarının öldürmüş olabileceğini, kendine suç atmak içinde bunu kendi kulübünün önünde gerçekleştirdiğini dile getirir.

Barbut İhsan’la Kara Nizam arasındaki tartışmanın nedeniyse Çilem adındaki kadındır. Çilem önceleri Barbut İhsan’ın yanında ve onun sevgilisiyken İhsan’ın hapse girmesi sonucunda Kara Nizam’la birlikte olmaya başlar ve onla evlenir. Kara Nizam’la Çilem’i tanıştırdığı için Barbut İhsan, Engin’i de sevmemektedir. Ancak bir ara Engin ile Çilem’inde ilişkisi olduğu söylenir.
Hem Barbut İhsan hem de Kara Nizam birbirini suçlamaktadır.

Çilem’in arkadaşı olan Azize, Engin’i sevmektedir. Ölümü onu çok sarsar. Çalıştığı pavyonda kendine destek olan Sadri ile birlikte Başkomser Nevzat ve ekibine içtenlikle yardım etmeye çalışırlar.

Engin, kalbinden bıçaklanarak öldürülmüştür, ancak suç aletini bulamazlar. Dosya neredeyse kapatılacakken bir rastlantı sonucu Bulgar göçmeni olan Sadri’nin Bulgaristan’da sirkte bıçak atma şovu yaptığını öğrenirler ve katil ortaya çıkar: Sadri.
Sadri; Engin’i, Azize’yi üzdüğü ve ona zarar vereceğini düşündüğü için öldürmüştür.

Engin AKALIN

Belki bunları da beğenirsin...

Bu yazıya toplam 2 tane yorum yapılmış.

  1. Derya diyor ki:

    Katıl kim

  1. 14 Kasım 2013

    […] alan çarpıcı tanıtımlardan bir tanesi. Ne yazık ki kitap hakkındaki ilk değerlendirmem olan Beyoğlu’nun En Güzel Abisi -I yazımda böyle insanı çeken bir yanının olmadığından […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir