Bilge Kral Aliya’dan “Akledenler”e

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç, tüm İslam aleminde saygıyla karşılanan bir isimdir. 1925 yılında doğan Bosna’nın efsanevi lideri olan Aliya’nın, 2003 yılına kadar süren hayatı mücadele ile geçmiştir. Onun fikirleri “akleden” İslam alemi içinde hiç ölmeyecektir. Aliya İzzetbegoviç’in “İslam Deklarasyonu” eserini okuyunca ona niçin Bilge Kral dendiğini anlayabiliyorsunuz. İşte, “İslam Deklarasyonu” eserinde onun ölmeyecek fikirlerine örnekler:

* Muhafazakarlar eski reçeteleri, modernistler ise başkasına ait reçeteleri istemektedirler. Birinciler İslam’ı geçmişe çekmekte, ikinciler ise ona yabancı bir gelecek hazırlamaktadırlar.

* Şeyh ve hocalar, “İslam’da ruhbaniyet yoktur.” şeklindeki açık düsturuna rağmen, kendilerini ayrı bir sınıf gibi organize ettiler ve İslam’ın yorumlanmasını tekellerine alarak kendilerini Kuran-ı Kerim ile insanlar arasında aracı olarak konumlandırdılar.

* Kendilerini din koruyucusu ve yorumcusu sanan kimseler, her halükarda çok güzel ve karlı olarak, dinden meslek yaptılar ve hiçbir vicdani rahatsızlık duymadan dinin hayata geçirilmeyişini kabul ettiler.

*  Tespit edilmelidir ki Müslüman halkların her kalkınması, her şerefle dolu dönemi Kuran-ı Kerim’in öncelenmesiyle başlamıştır.

* Kuran-ı Kerim’in araştırılmasında ve yorumlanmasında bilgeliğin yerini kılı kırk yaran yorumlar, büyük fikirlerin yerini okuma becerileri aldı. Devamlı surette İlahiyat formalizmin tesiri altında Kuran-ı Kerim hep daha az (anlayarak ve manası düşünülerek) ve daha çok (güzel sesle) okundu ve mücadele, doğruluk, şahsi ve maddi fedakarlıklar hakkındaki emirleri, tembelliğimize aykırı ve sevimsiz olarak, güzel sesle okunan Kuran-ı Kerim metninin zevk veren sesi içinde eriyip gitti.

* İslam’ın olduğu yerde kayıtsızlık yoktur.

* Dünyanın daha iyi olmasını sağlayan hiçbir şey peşin olarak gayr-ı İslami diye reddedilemez.

* İslam, insanın diğer insana elini dolaysız bir şekilde uzatmasını ister.

* Adaletin kendisi insanların kalplerinde mevcuttur, aksi durumda adalet yoktur.

* İnsanların çalışma ve bilgi sonucunda ürettikleri mucizeler dışında mucize yoktur. Düşmanları mucizevi yolla kovacak, fakirliği ortadan kaldıracak, refah ve aydınlığı ekecek herhangi bir mehdi yoktur. Mehdi bizim tembelliğimizin adıdır…

* Kuran-ı Kerim gerçekçi, adeta kahraman karşıtı bir kitaptır. Bugün ve geçmişte, Doğu’da olduğu kadar Batı’da da sık sık görülen şahsın yüceltilmesi hadisesi İslam’a kesinlikle yabancıdır. Çünkü bu bir çeşit putçuluktur.

* Dünyadaki her güç ahlaki güç olarak başlar. Her yenilgi ahlaki tökezleme olarak başlar. Gerçekleşmesi istenen her neyse ilk evvela insanların ruhlarında gerçekleşmek zorundadır.

* Uyanmış İslam her ortamda daha adil bir toplumsal düzen için bayrağı eline almalı ve İslam için mücadelenin aslında cehalet, adaletsizlik ve fakirliğe karşı bir mücadele olduğunu, bu savaşta herhangi bir anlaşma veya geri adım olmayacağını ilan etmelidir.

* Tarih sadece sürekli değişimin hikayesi değil, aynı zamanda imkansız ve beklenmeyenin devamlı gerçekleşmesinin hikayesidir.

Not: Sözler, Fide Yayınlarından çıkan Aliya İzzetbegoviç’in “İslam Deklerasyonu” kitabından alınmıştır.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir