Bir Başarı Öyküsü: Singapur

Pisa sonuçlarına göre tüm kategorilerde ilk üçe giren Singapur bunu nasıl başarmış? Aslında bu konuda pek çok tez hazırlanmış. Ben de bu yazıyı yazarken, 2014 yılında Marmara Üniversitesi’nde iki akademisyen tarafından hazırlanan tezden yararlandım: Yrd.Doç.Dr. Faruk Levent ve Araştırma Görevlisi Esra Yazıcı. Fakat gündemimizde ne tezler ne de yazarları var. Her konunun uzmanı olan her şeyi iyi bilen üç-beş yazar ve akademisyen haricinde televizyonlar ve haber kanalları hemen herkese kapalı. Neyse bu herkesin bildiği sırları bırakalım ve başarıya dönelim.

Singapur’da eğitim sistemini üç temel gruba ayırabiliriz.

egitim-onemli1 –  “Singapur bağımsızlığını kazandığı 1965 yılından itibaren hem ekonomik alt yapısını hem de ulus olarak inşasını, eğitim üzerine kurmuştur”. Yeterli yer altı kaynağı ya da başka bir ekonomik getirisi olmayan bu ada ülkesi en değerli kaynağına yatırım yapmıştır: insana!

“İlk aşamada hızlı bir okuma-yazma seferberliği yapılmış ve kısa sürede ülke nüfusunun neredeyse tamamı okum yazma öğrenmiştir. (Ülke nüfusunun şu an 5,7 milyon olduğu unutulmamalı). Okullarda 1978 yılından sonra İngilizce eğitim dili olarak kabul edilmiştir. Karşı itirazlar karşısında ikili dil sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Böylece her çocuk hem kendi dilini hem de İngilizceyi öğrenme imkânı bulmaktadır. (Ülkede konuşulan diller: Çince, İngilizce, Malayca ve Tamilce olmak üzere dört resmi dil konuşulmaktadır)

soru işareti2- Singapur’da 1979 yılının Ocak ayında, yeni eğitim sistemi açıklanmıştır. Fayda odaklı dönem olarak adlandırılan bu dönemde tek tip okullaşma yaklaşımından, öğrencilere farklı alternatifler sunan yaklaşıma geçiş yapmıştır. İlkokuldan itibaren öğrencileri sahip olduğu potansiyele ulaştırmak ve her öğrencinin kendi hızına göre öğrenmesini sağlamak amacıyla akademik yeteneğe göre kümeleme/ gruplama sistemine geçilmiştir.

Gruplama sistemi, başarısız öğrencilerin normal seviyeye yükselmesini, başarılı öğrencilerin ise bilgiyi daha da içselleştirmesini sağlayarak her öğrencinin kapasitesini maksimum düzeyde kullanmasını hedeflemektedir. Her öğrenciye aynı bilginin sunulmaması esasen fırsat eşitsizliğini yaratıyormuş gibi görünse de, genel anlamda gruplama sistemi öğrencilere alabileceği kadar bilgi sunarak onların aşırı bilgi yüklemesine bağlı olarak demoralize olmalarını engellemektedir.

aya-seyahat1988’den itibaren birkaç köklü okulun, büyük ölçüde özerkleşmesine izin verilmiştir. Bu okulların amacı, eğitimin kalitesini artırmak için diğer okullara rol model olmaktır. Başarılı sistemlerde, okulların, öğretim programı ve değerlendirme sistemlerine karar verebilme otonomisi ile performansı arasında pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Okullara öğrenci değerlendirme politikaları, ders kitapları, içerik, verilecek dersler gibi kararları verebilme hakkı tanıyan sistemlerin daha iyi performans sergileme eğiliminde oldukları belirtilmiştir.

1993 yılında Hükümet, bütün Singapurlu çocukların eğitim fırsatlarını arttırmak için “Edusave” adlı bir proje başlatmıştır. Bu proje kapsamında, akademik ya da akademik olmayan alanlarda üstün performans gösteren öğrenciler ödüllendirilmektedir. Ayrıca bu proje zenginleştirme programları ya da ek kaynakların satın alınması için okullara ve öğrencilere maddi destek sağlamaktadır. Hükümet, 1993 yılında Edusave Projesi için toplam 1 milyar dolarlık bir bütçe ayırmıştır. Bu miktar, 1997 yılının Ağustos ayında 5 milyar dolarlık bir rakama ulaşmıştır.

okulun-cevresi-tel-orguler-ile-cevrildi-IHA-20120912AW000640-3-t3- 1997 yılının Haziran ayında düzenlenen 7. Uluslararası Düşünme Konferansı’nda Singapur Başbakanı Goh Chok Tong tarafından “Geleceğimizi Şekillendirmek: Düşünen Okullar, Öğrenen Ulus (Shaping Our Future: Thinking Schools, Learning Nation)” vizyonu açıklanmıştır. Bu vizyon, eğitimi öğrencilerin ilgilerine ve yeteneklerine uyarlayan, öğrenciler için daha fazla esneklik ve seçim hakkı sunan, eğitimin yapısını dönüştüren birçok yeniliği beraberinde getirmiştir.

“Düşünen Okullar, Öğrenen Ulus” vizyonu; eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerinin öğretilmesi, ders içeriklerinin azaltılması, değerlendirme kriterlerinin ve şeklinin değiştirilmesi, okulların değerlendirilmesi sürecinde sonuç yerine sürece odaklanma gibi maddeleri içermektedir. Bu vizyonda okulların özerkliğinin önemli bir yeri bulunmaktadır. “Düşünen Okullar, Öğrenen Ulus” vizyonu, kararların olabildiğince en alt düzeyde verilmesini sağlayarak okullara yardımcı yapılar oluşturulmasına imkân vermiştir. Akademik olmayan programları koordine etmek ve her öğrencinin aktivitelere katıldığından emin olmak amacıyla her okulda bölüm başkanlıkları oluşturulması bu yapıya örnek olarak verilebilir

öğretmen1998 yılında Eğitim Bakanlığı tarafından oluşturulan Öğretmen Ağı Projesi; öğretmenlerden politika yapıcılarına kadar herkes için okulları öğrenme ortamı yapmayı amaç edinmiştir. Öğretmen Ağı Projesi; öğretmenler arasında yardımlaşma, paylaşma, iş birliği yapabilmelerine ve yansıtıcı düşünmelerine imkân sağlayarak profesyonel gelişimlerine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Öğrenme grupları; öğretmen odaklı seminerler, konferanslar, yayınlar ve web sitesi gibi birbirleriyle bağlantılı öğelerden oluşmaktadır.

Okullarda yansıtıcı uygulama ve eylem araştırmasını teşvik eden bir başka yenilik ise “Az Öğret, Çok Öğren (Teach Less, Learn More)” girişimidir. Bu sayede öğretmenler öğretme ve öğrenmede daha yenilikçi olup, öğrenciler için süreci daha anlamlı ve ilgi çekici hale getirmişlerdir. Ayrıca bu girişim ile okullara öğrencilerini daha iyi eğitebilme fırsatı tanıyan esneklik ve sorumluluk verilmiştir…”

 

(Kaynak: http://dspace.marmara.edu.tr/bitstream/handle/11424/3910/5000085942-5000120042-1-SM.pdf?sequence=1&isAllowed=y)

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir