Bir Gizli Yandaş Portresi: Ahmet Hakan

ahmet hakanMedyanın hem görsel hem de yazılı bölümlerinde hüküm süren gizli bir yandaştan bahsedelim biraz: Ahmet Hakan’dan! Hürriyet gazetesi yazarlarından ve de CNN Türk’te ki “tarafsız bölge” isimli tartışma programından bildiğimiz Ahmet Hakan Coşkun’dan.

Evet, Sayın Coşkun gizli bir yandaştır! O, tam bir güç yandaşıdır.

Her zaman iktidarda olan güçlü olamaz, o yüzden muhalif yazılarını ya da programlarını hatırlatmanın pek bir önemi yok. Yani hep iktidarın tarafında olmak yandaş olmak anlamına gelmez. Bunun en açık örneği “Diriliş Postası” adıyla bir gazete çıkaran ve fakat yazdıklarıyla yandaşlık! çıtasını bir türlü tutturamayan Hakan Albayrak’ın durumudur. Ahmet Hakan’ın aksine kendisi fikren yandaşlık yapsa da güç yandaşlığı yapamadığı için kimseye bir türlü yaranamamıştır.

Çatıştıkları düşünülse de Ahmet Hakan ve Cem Küçük aslında güç yandaşlığında ortaktırlar sadece güçleri farklıdır, o kadar. Cem Küçük’ün güç aldığı yerleri söylemeye gerek yok, açık. Ancak Ahmet Hakan’ın yandaşlığı oldukça gizli. Misal, son yaşadığı yumruklu darp olayında tutunduğu güç kendisini belki koruyamadı ancak günlerce işgal ettiği gündem tutunduğu dalların ne kadar sağlam olduğunu kanıtladı.

yatta sefaBir dönem gazetenin en çok okunan yazarı olan Yılmaz Özdil, gazeteden gönderilmesi mümkün olmayan isimlerin ilk sırasındaydı. Ama gönderildi. Uğur Dündar, gönderildi. Ve nice isimler gönderildi. Ahmet Hakan’ı grupta başköşede tutan şey neydi peki? Patronla çıkılan yat turları mı? Kimi muhafazakâr isimlerle yapılan fasıllı geceler mi? Yoksa farklı kesimlerle kesişen yolların merkezinde bulunabilme becerisi mi? Belki de hepsi!

Programlarını dikkatle izleyin, hep aynı isimler etrafında dönmesi bir tesadüf mü? Hep aynı akademisyenler, aynı partililer, aynı uzmanlar. Çeşitli kumpas davalarında bilirkişi olarak hep aynı isimlerin seçilmesi gibi! Bir milletvekilinin “dokunulmazlıkları var” diyerek ifşa etmeye çalıştığı o güç, kendisinin yandaşı olduğu güç aslında!

Son zamanlarda yaptığı iktidar güzellemelerini her ne kadar hakkaniyet namına yaptığını söylese de güç yandaşlığı formunu yakalamaktaki ustalığına şapka çıkartıyorum. Özellikle de güzellemelerin hemen sonrasında “paralel yapıdan” dönmüş Gülerce’ye çakması, her iki yakaya da verilmiş ustaca selamlar olarak yıldızlı pekiyi hak ediyor.

O yıldızlı pekiyi hak ediyor da Türk basını ve biz kendisini hak ediyor muyuz? Takdir sizlerin…

 

 

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir