“Bir Namazlık Saltanatın Kalacak / Taht Misali O Musalla Taşında”

Ölünün arkasından konuşmak kutsal kabul edilen bütün inançlarda hoş karşılanmasa da bazı ölenler için ne söylesek de kızgınlıklarımızı, nefretimizi anlatsak acaba diye sorar dururuz kendimize.

Ömrünüz boyunca yaptığınız tüm zulümlerin yakanızı bırakmayacağı aşikarken “Bir namazlık saltanatın kalacak / Taht misali o musalla taşında.” demişken Cahit Sıtkı, musalla taşına boylu boyunca uzanıp namazınız kılındıktan sonra “Mevtayı nasıl bilirdiniz? sorusu sorulduğunda sadece cami avlusunda bulunanların zar zor “İyi bilirdik!” diyeceğini ve belki de onların çoğunun da ses çıkarmayacağını, cami avlusunun dışında kalan milyonların sana lanet okuyacağını unutma!

“Bir sağdan astık bir soldan!” sözleriniz hala milletin hafızasında canlı kanlı dururken, Mustafaların, Erdalların, Ahmetlerin, Necdetlerin, Cengizlerin, Veysellerin ve daha nicesinin günahı boynundayken gittin ve asıl adalete teslim oldun. Adil olan Allah’ım cezanı verecektir.

Bu gidiş tüm zalimlere, dünya malına tamah edenlere, Nemrut olanlara ve olmaya yeltenenlere bir ders olsun.

Asılan Necdet Adalı’ya denge olsun diye asılan Mustafa Pehlivanoğlu’nun ve yaşı iki yaş büyültülerek asılan hemşehrim Erdal Eren’in o günlerden bugüne kalan başı dik, onurlu çığlıkları…

Mustafa’dan…

Sevgili Anneciğim ve Babacığım,

Sizler beni bu yaşa kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz. Benim sizlere karşı islemiş olduğum hataları ve suçlarımı affedin. Hakkınızı helal edin. Ben sizlerin bir evladınız olarak, bugüne kadar Cenab-ı Hakkın ve Onun Resulünün, Yüce Peygamberimizin yolundan ayrılmadım. Alın yazımız böyle yazılmış. Kader ne ise onu çekeceğiz. Ben de kardeşim Haydar gibi bir an önce Allah’ın huzuruna çıkacağım.

Eğer benim günahım varsa Cenab-ı Allah’ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok, bir yanlışlık sonucu ölümüme karar verenler, idam edenler Allah’tan bulsunlar. Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa’lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer her zaman Allah’a inananlarındır. Bunun için hiç üzülmeyin. Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam ağlamayın.

Anne, sizlerle helalleşmek isterdim, fakat olmadı. Hakkım varsa, hepinize helal olsun, siz de helal edin. Son olarak, abime, yengeme, yiyenime, bacıma selam eder, haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder, Cenab-ı Allah’ın mutlu bir yuva kurması için ona yardımcı olmasını dilerim.

Oğlunuz Mustafa

Erdal’dan…

… Sizlere bugüne kadar pek sağlıklı yazamadım. Ayrıca konuşma olanağımız da pek olmadı. Dışarıdayken de birbirimizi anlayabilecek şekilde konuşamadık. Bu konuda sizlere karşı büyük ölçüde hatalı davrandım. Ancak, bunu size saygı duymadığım şeklinde yorumlamamanızı isterim.

Sizlere anlatacağım, sizlerle konuşacağım çok şey var, ancak, olanak yok.

Şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. Ama çok açıkça söylüyorum ki, benim moralim çok iyi ve ölümden korkmuyorum.

Böyle düşünmem, böyle davranmam halka olan inancımdan ileri gelmektedir. Ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. Elbette hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzulardım.

Biliyorsunuz bana bu ceza, işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. Asıl amaçlanan, böyle bir olayla gözdağı vermek ve engellemektir. Sizin de bildiğiniz gibi, hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.

Cezaevinde yapılanları – neler olduğunu ileride ayrıntılı bir şekilde öğrenirsiniz sanırım – insanlık dışı zulümdü. O kadar aşağılık, o kadar acımasız şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değil. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. Sizlere bunları anlatmamın nedeni, yaşamaktan bıktığım ya da meselenin önemini, ciddiyetini kavrayamadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. Bütün bu yapılanlar, başımdan geçenler kinimi bir kat daha arttırdı, azmimi bir kat daha körükledi. Mesele benim açımdan kısaca böyle, ancak sizin için daha zor olduğunu biliyorum.

Anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. Evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. Ama ne kadar zor olsa da bu tür duygusal yönleri bir tarafa bırakmanızı istiyorum. Sizin binlerce evladınız var.

Zavallı ve çaresiz biriymişim gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. Hepinize özgür ve mutlu bir yaşam diliyorum.

Devrimci selamlar… Oğlunuz Erdal…

Belki bunları da beğenirsin...

Bu yazıya toplam 2 tane yorum yapılmış.

  1. Duray diyor ki:

    okudum.omuzlarım ağırlaştı.kafamda uzun metrajlı bir film izledim……

  2. Her ne kadar yaşananlar neticesinde anlatmaya çalıştıklarımız kötü olsa da yorumunuz için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir