Bir Tık, Bir Hazine

İlimden, araştırmadan soğumanın en iyi yollarından biri de kütüphanelere gitmektir sanırım. Kütüphanelerde araştırmacıların verdiği sınav çetindir. Kesinlikle görmeniz gereken bir cilt dergi ya da gazetenin cildinin dağıldığını ve ciltlenmeye gönderildiğini haber aldıysanız anlayın ki en az 4-5 sene sonra görebileceksiniz demektir o cildi. Zira ödenek gelecek, mevzuat hazretlerine uygun yazışmalar yapılacak. Ohoooooo! Bu süre zarfında ya çalışmanızdan vazgeçer ya da farklı alternatifler ararsınız. Başka kütüphanelere gidersiniz. Tek bir sayı dergi için Ankara’ya gittiğim olmuştur. Eski usul kataloglara bakar, fiş doldurur, servis zamanını bekler; gazete, dergi ya da belgeyi incelemek için kütüphanede boş yer bulmaya çalışırsınız. Zira üniversiteye hazırlanan gençler tarafından işgal edilmiştir salon. İstediğiniz makale ya da yazıyı bulunca onun bir kopyasını almak ayrı bir derttir. Eskiden –bundan 15 sene önce- Taksim Atatürk Kitaplığı’na Japon araştırmacıların hediye ettiği portatif bir scanner vardı. Faks kâğıdına bölük pörçük geçirilen yazıları, iki üç gün içinde bilgisayarınıza yazmazsanız kâğıttan uçardı yazılar. Beyazıt daha beterdi. Orada hiçbir imkân yoktu. Elde yazmak zorundaydınız. Hele hele Hakkı Tarık Us kütüphanesi… Türkiye’nin en geniş süreli yayın koleksiyonlarından biri olan Hakkı Tarık Us koleksiyonunun 10 sene boyunca açılmasını beklemiştim. Çünkü koleksiyon ailenin kurduğu vakfa aitti ve vakfın bütçesi olmadığından çalıştıracak adam da yoktu. Sonraları Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ne devredildi koleksiyon ve bir gün kadim bir dostumun beni heyecan içinde aradığı bir telefon konuşması ilim dünyamızın halini ortaya koyar nitelikteydi. “Abi biliyor musun Hakkı Tarık Us koleksiyonu internette yayımlanmış.” İnanamadım. Ulen, helal olsun, nihayet bir şey yaptı bizimkiler dedim kendi kendime. Koşa koşa eve gidip durumu “gogılladım.” Karşıma çıkan adres Tokyo Üniversitesi’ne aitti. (Bakınız:

http://www.tufs.ac.jp/common/fs/asw/tur/htu/ ) Elin çekik gözlüsü gelip bizim bütün koleksiyonu, milyonlarca sayfayı taramış fisebilillah yayımlıyordu. Sevineyim mi kızayım mı bilemedim. Demek ki yapılabiliyormuş. İnternet üzerinden de belge paylaşılabiliyormuş. Olayı İSAM’ın birtakım risaleleri internet üzerinden vermesi takip etti. Sonra Marmara Üniversitesi kendi koleksiyonunu yayınladı ama en önemlisi ve bu yazının konusu olan Taksim Atatürk Kitaplığı arşividir.

Taksim Atatürk Kitaplığı, elindeki belgeleri, haritaları, Osmanlıca yazma ve basma kitapları çok yakında okuyuculara açacak. Kütüphane tozunu ciğerlerine çekenler, bunun nasıl önemli bir haber olduğunu anlarlar. Artık bir gazetenin çıkması için saatlerce beklenmeyecek, çok çok önemli olan yazma eserler, Pertevniyal Valide Sultan terekesi, Muallim Cevdet, Muhsin Ertuğrul, Osman Nuri Ergin ve daha birçok hazine değerindeki koleksiyon bir tıkla elimizin altında olacak. Yarılıyorum keyfimden ve çok sabırsızım.

Projenin başındaki Ramazan Minder çok iyi bir iş yapmış, tüm araştırmacılar adına alnının çatından öperim.

Binlerce belgeden sadece biri: (Adalet Ağaoğlu’ndan Muhsin Ertuğrul’a mektup)

Şaban ÖZDEMİR

mektup

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir