Bodrum Bodrum Dedikleri

İstanbul’dan gece saat 11’de çıktığımızda çok heyecanlıydık. Neticede dillere destan olan Bodrum’a gidiyorduk. Uzun bir yolculuğun ardından sabah saat 10 gibi Bodrum’a ulaşmıştık. Bodrum’un girişinde yeşille mavinin iç içe girdiğini görünce bir Karadenizli olarak çok mutlu olmuştum. Manzara bizi büyülemişti. Bodrum sırtlarına geldiğimizde kaptan otobüsü gittiğimiz turun küçük bir alanına çekti. Orada her otelle ilgilenecek olan tur operatörleri otobüslere bindi. Eşime söylemedim ama orada resimlerden ve fotoğraflardan gördüğüm Halikarnas Balıkçısı’nın büyük bir resmi ve o malum sözleri vardı:cevat-sakir-kabaagacli

Bu şiiri mutlulukla okuduktan sonra otobüs tekrar hareket etti ve kısa bir süre sonra Bodrum’un içine girdik. Eşimle ben durmadan otobüsten dışarıyı seyrediyorduk. Gördüğüm manzara karşısında açıkçası ben dehşete düşmüştüm. Her tarafta beyaz beyaz, kutu gibi evler. Tuhaftı. İçim sıkıldı. Tabi ki güneşten en az etkilenmek içindi bu ama yine de bu düşünce benim içimin sıkılmasının önüne geçemedi. Bir ara eşim bana döndü ve “Sence nasıl, dedi, Bodrum?” Kafamı kaldırıp tekrar dışarı baktım ve “Mezarlık gibi!” dedim. Bu sözler hiç düşünmeden çıkmıştı ağzımdan. “Evet, evet mezarlık gibi!” dedim tekrar. “Beyaz, iç içe girmiş, kutu gibi. Uzaktan bakınca mezarlığı andırıyor.” Bu düşünceler içerisinde nihayet otelimize geldik.

IMG_0699Otelimize geldiğimizde saat 11 gibiydi. Bu tür otellerde saat 14’ten önce kimseyi odalarına almadıkları için bizi de odamıza almayacaklarını düşünüyorduk. Hele hele bizden önceki çifti odalarına almadıklarını görünce bizi de odaya almayacakları fikri iyice perçinleşmişti. İşlemlerimiz bittiğinde odamızın hazır olduğunu söylediler. Sevinmiştik. Odamıza çıktık ve eşyalarımızı yerleştirdik. Kurt gibi acıktığımız için hemen öğlen yemeğine koştuk. Kaldığımız otel Royal Asarlık Beach Otel’di. Konu yemeklere geldiği için heme şunu söylemeliyim ki yemekler bir harikaydı. İstediğin kadar seçenek var. Sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemeği arada verdikleri yiyecekler, tatlılar, meyveler, yeşillikler, turşular on numaraydı. Ye, yiyebildiğin kadar. Tek sorun kısa sürede kilo alıyorsunuz. Sadece içecekleri idare eder cinstendi.

Yemek bahsini geçelim efendim… Öğle yemeğinden sonra tabiki biz de oteli tanımak için gezmeye başladık. Otelin 140 cm. ve 160 cm. derinliğinde iki havuzu var. Denize sıfır bir otel. Denize iki kere zorla girdim. Çünkü suyu hem çok tuzluydu hem de neredeyse Temmuz gelmesine rağmen soğuk geldi bana. Tuzluluğu hissedince hemen aklımda bizim çılgın Karadeniz geldi. Oteli kısaca gezdikten sonra hemen havuz başına gittik ve havuz keyfi akşama kadar gayet iyiydi.

IMG_0627Akşam olduktan sonra otelin en üst katında olan muhteşem manzara karşısında akşam yemeğimizi yedik. Akşam karanlığı iyice çöktükten sonra Bodrum’un çehresi değişmeye başlıyor yavaş yavaş. Muhteşem manzaradan başınızı Bodrum’un içine doğru çevirmeye başladığınızda o mezarlıklar kaybolmuş ve her taraftan gelen rengarenk ışıklar kucaklıyor sizi. Gecenin ilerleyen saatlerine doğru ise sokak aralarından gelen çeşitli müziklerin sesi gündüz gördüğünüz ölü şehrin izlerini tamamen siliyor üzerinizden.

IMG_0659Akşam yemeğinden sonra otelin animasyon ekibinin hazırlamış olduğu gösteriyi seyretmek için anfi tiyatroya doğru yol alıyoruz. Otelin animasyon ekibi güleryüzlü ve hoş insanlardı. Her akşam 21.45’te bir etkinlik sundular muhakkak. Daha önceden çokça duyduğum bütün otellerde etkinliklerin hepsi yabancılar için yapılıyor tezi bizim otelde geçerli değildi. Animasyonda olan bütün herkes hem İngilizce hem de aynı zamanda sunumlarını Türkçe yapıyorlardı. Bir sorun olmadı yani bu konuda. Perşembe akşamı olan Türk gecesi hem yemekler bakımından hem de sunulan etkinlik bakımından hatrımızda kaldı diyebilirim.

Bunun haricinde otelde masa tenisi, bilardo, dart, su topu gibi çeşitli aktivitelerde oluyordu. Ben sadece birkaç kez masa tenisi oynamakla yetindim. İşte günler havuz başında yatmak, havuza girmek ve bol bol yemekle geçti diyebilirim.

Geriye dönüp baktığımda aklımda nefis otelimiz ve Bodrum’un gündüz manzarası kaldı diyebilirim. Siz siz olun Bodrum’a gideceksiniz ilk önce akşam orada olun.

Belki bunları da beğenirsin...

Bu yazıya toplam 3 tane yorum yapılmış.

  1. mine tozanlıoğlu diyor ki:

    ben de karadenizliyim ve bodruma ilk gidişimden aklımda nefis bir lacivert kalmıştı tabii o zamanlar bu kadar kutu kutu beyaz ev sarmamıştı her yanı ve tabii otel… bu arada suyu gerçekten çok tuzlu ve soğuktur hele karadenize ve antalya civarına göre…
    yeni yerleri keşfetmenin keyfi daima sizle olsun

  2. Ozer Utku diyor ki:

    Türkiye’de yüzlerce turizm merkezi olmasına rağmen hala tatil=Bodrum. Gökova körfezi, o muhteşem koylar, sımsıcak esnafı başka yerde bulmanız zor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir