Büyüklere Masallar Serisi: “Kul Hakkı”

Çok eski zamanlarda toprakları verimli, suları berrak, havası tertemiz, insanları mutlu mesut yaşayan bir ülke varmış. Köylülerin tarlaları bereketli, evleri huzur içindeymiş.

Bir gün mutlu mesut yaşayan insanlar büyük bir felaketle karşı karşıya kalmışlar. Dev bir ejderha musallat olmuş ülkeye.

Ülkeyi yöneten büyük toprak sahipleri bir araya gelip çıkar bir yol aramışlar günlerce. Bu arada ejderha evlere saldırıp, ekinleri kullanılmaz hale getirmiş. Koyunları kapmış, inekleri küle çevirmişi bir nefesiyle.

Derken bir heyet ejderhayla anlaşmaya gitmiş çaresizce. Yaşadığı mağaranın girişinde bulmuşlar devasa ejderhayı. Durumlarını anlatıp, ülkelerinden gitmeleri için ne istediklerini sormuşlar ejderhaya.

Ejderha gelenlere bakıp, “her yıl bir kişiyi kurban olarak istiyorum”, demiş. Gelenler birbirlerine bakmışlar, “nasıl olur” dercesine! Ama ejderha kestirip atmış o anda. Ya kabul edersiniz ya da başka bir ülke bulursunuz kendinize demiş.

Geri dönerken çaresizce kurban olacak kişinin kim olacağı düşünülmüş dere,tepe yollarda. Gönüllü çıkmayacağına göre kurayla belirleyelim demiş birisi.

Buna karşı çıkmış en önde giden şişman temsilci, “Ben kurada çıkarsam, gitmem” demiş. “Bunca malı mülkü bir ejderhanın midesine gitmek için yapmadım” diye eklemiş. Çaresiz evlerine dönerken yolda kimsesiz Hakkı’yla karşılaşmışlar, başı boş çayırlarda köpeğiyle dolaşan “Kul Hakkı”ya. Hemen hepsi birbirlerine bakmış, aynı şeyi düşünürcesine. Şişman olan şöyle geçirmiş içinden:

“Kimsesi yok, ailesi yok, malı mülkü yok, çoluğu çocuğu yok. Bu yıl için ideal kurban. Hele bu yılı bir atlatalım da gelecek yıla bakarız.”

Olan bitenden habersiz kendi kendine yaşayan ve kimsesiz oluşundan başka hiçbir suçu olmayan “ Kul Hakkı” ilerleyen günlerde ejderhaya kurban olarak verilmiş tüm ülkenin sessiz ortaklığıyla. Kendi ailesinden kurban verilmediği için içten içe sevinen halk ise “Kul hakkı”nın kurban seçilmesini hep vicdanlarında taşımış ağır bir yük olarak. Aynaya her baktıklarında utanmışlar ve kırmışlar tüm aynaları. Adı yasaklanmış evlerde. Ve bu yıllar boyu kapkara bir leke olarak kalmış yüreklerinde.

İşte o günden bu yana bu topraklarda “Kul Hakkı” yemek en ağır günah olarak bilinir vicdanı temiz insanlarda. Susanlar ve tepki göstermeyenler ise geçmişte kırılan aynalarda kalan kirli yüzler ve o yüzlerin bugünlere yansımalarından başka bir şey değildir.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir