Çanakkale Zaferi’nden Tadımlık Öyküler

Karada Atılan İlk Mermi:

25 Nisan 1915. Kumkale’den 40 km. uzakta Anzak askerleriyle dolu filikalar sessizce kıyıya yaklaşmaktaydı. Kabatepe’nin kuzeyinden kumsala çıkacaklardı. Çıkacakları yerde arazi biraz sorunluydu. Ancak burada 1500 kişilik Anzak kuvvetine karşı bırakılan Türk askeri sayısı sadece 250 kişiydi. Sessizce hareket edip Türkleri uykuda yakalamak istiyorlardı. Saat 04.30’du. Anzak birlikleri kıyıya ulaşmışlardı ki havada bir işaret fişeği tüm sessizliği yırtarcasına süzüldü ve hemen yanlarına düştü. Bir keskin nişancı olan Mehmet, filikanın başında ayakta duran Anzak subayını başından vurdu. İşte bu ilk mermi 9 ay sürecek savaşın ilk sıkılan mermisiydi.

Savaşın Kazanıldığı An:

Anzak birlikleri farklı koylardan karaya çıkmış ve karşılarındaki sert müdafaaya rağmen sayıca ve ağır silahça üstün olduklarından bazı bölgelerde ilerlemeyi başarmışlardı. Mustafa Kemal’de 57. Alay ile birlikte cephesi yarılan Kocaçimen Tepe’ye doğru hareket etmişti. Askerlerin dinlenmesi için verilen molada cephenin durumunu öğrenmek için emir subayı, topçu komutanı ve başhekim ile beraber Conkbayırı’na doğru yürüdü. Saat 10.00’du. Bir gurup askerin kendilerine doğru koşmakta olduğunu gördü. Gelenler dövüşe dövüşe çekilen Asteğmen İbrahim Hayrettin’in birliğiydi. Her yerleri kan revan bir halde, giysileri paramparça olmuş bir halde Conkbayırı’na düşmandan önce ulaşmışlardı. Kendilerini takip eden kuvvet Teğmen Tulloch’un müfrezesiydi. 57. Alay henüz gelmemişti. Mustafa Kemal zaman kazanmak için askerlere yatıp süngü takmalarını emretti. Karşıdan gelen Anzak birliği de ateş açılacağını düşünerek ilerleyişini durdurdu ve siper aldı. Halbuki ilerleseler karşı koyacak kimse yoktu ve 57. Alay’ı da yok ederek tarihi tamamen değiştirebilecek bir fırsatları vardı. İşte bu anı ileride Mustafa Kemal, savaşın kazanıldığı an olarak nitelendirecektir.

Son Centilmenler Savaşı

Savaş en yoğun biçimde olanca kanlılığıyla sürüyordu. Gece olunca ölü ve yaralıları almak için hareket edilmesi bile zorlaşmıştı. Her iki tarafta kaybettikleri arkadaşları için karşı taraftan ölesiye nefret ediyordu. Anzak siperlerine yakın bir yerde yaralı bir subay acıdan inleye inleye yardım diliyordu. Bu acı bağırtılar her iki taraf için de işkenceden beterdi. Oldukça aydınlık bir gecede Türk siperinden sallanan beyaz bir gömlek görüldü. Anak askerleri şaşkın vaziyette olacakları izlemekteydi. Az sonra silahsız kara yağız bir Türk askeri yerde acıyla inleyen Anzak askerini yavaşça kucağına aldı. Kendisine çevrilen silahların gölgesinde Anzak siperlerine doğru yürüdü. Tüfekler yavaşça geri çekildi. Ne yapmak istediğini anlamışlardı. Yaralı subay yavaşça siperin öüne bırakıldı ve kahraman asker yavaşça kendi siperine doğru yürüdü. O anda İngilizlerin “Türkler yamyamdır, sakın teslim olmayın.” propagandasının tesiri bir anda yok olacaktı.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir