Çikolatanın (Katolik Başlayan Erotik Devam Eden) Hikayesi

Nicolas Lancret-564876Kahve Protestanlığın kalesi olan Kuzey Avrupa’nın içeceği ise, çikolata Katolik Güney Avrupa’nın içeceğidir. Öncelikle kakao ve çikolata ayrımını yapmak gerek. Kakao, aynı adlı bitkinin ve meyvesinin adıdır. Çikolata ise, kakaodan oluşan ve içine şeker, tarçın ve vanilya kullanılarak yapılan ve genelde sıcak su veya sütle eritilerek içilen sıcak içecektir. Bahsettiğimiz yıllar 17. Ve 18. Yüzyıla ait yıllar.  Bu yıllarda çikolatadan bahseden herkes bu sıcak içecekten bahsetmektedir.

Çikolata kimyasal bileşimi nedeniyle bile kahveden ayrılır. Kakaoda kafein bulunmaz, yalnızca teobromin içerir. Bu maddenin etkisi kafeine benzer ancak çok çok azdır. Çikolatanın esas özelliği ise yüksek beslenme değerlerine sahip olmasıdır.

Katolik dünyasında sıvılar oruç bozmadığı için, özellikle yüksek besin değeriyle vazgeçilmez içecek haline gelir çikolata. İki Katolik ülke olan İtalya ve ispanya’da hayati bir besin maddesi haline gelir.

anne-of-austriaMadrid’de sarayda bir statü sembolüdür artık.  17. yy’da Avrupa’da en gözde saray İspanya sarayıdır. Habsburg hanedanından Anna von Österreich, 13. Louis ile evlenince, Madrid’te büyüne Anna ile birlikte çikolata da Fransız sarayına girer. Artık Katolik İspanyolların içeceği olan çikolata Fransız aristokratlarının içeceği haline gelir.

Aristokratlar çikolatayı daha ziyade yatak odasında, mümkünse de yatakta içmeyi tercih eder. Kahve insanı zinde tutmak için içilirken çikolata gevşemek ve tembellik etmenin sembolü haline gelir. Rokoko dönemi resimlerinde yatakta çikolata içen kadın tasvirleri oldukça fazladır. Yatakta içilen çikolata ile erotik çağrışımlar bu dönemin her sanat alanında görülür.

Pietro_Longhi_025019. yy’a kadar geçerliliğini inatla koruyan eski bir iddia çikolatanın afrodizyak etkisini utana sıkıla şöyle ifade eder: “ belirli görevlerin yerine getirilmesi için çikolatadan medet umuluyordu”.

Kahvenin anti-erotik içecek olarak ruhban sınıfa tavsiye edilmesi karşısında çikolatanın cinsel çağrışımlar yapması, taban tabana zıt iki içecek olarak karşımıza çıkmalarına neden olur. Kahve içilen yerler daha ciddi ve iş adamlarının entellektüel sohbetler ettiği yerler olarak belirirken, çikolata sunulan yerler ise daha gevşek ve de eğlencenin ve erotizmin dışa vurduğu yerler olarak karşımıza çıkarlar.

goetheEdebiyat dünyasında da iki önemli isim görülür bu içeceklere aşina. Bir tarafta saray aristokrasisi içindeBalzac  çikolatayı bir kült haline getiren Goethe, diğer yanda ise  edebiyat için zinde kalma adına kahve tiryakisi olan Balzac.

Zamanla kahve ve diğer içecekler gibi çikolatanın da saltanatı sona erer. Beraberinde var olduğu aristokrat sınıf Fransız Devrimi ile ortadan kalkınca, çikolatanın da statü sembolü olan tahtı sarsılır. Artık kakao içecek olarak çocukların en sevdiği içecek olurken çikolata ise tablet halinde kadınlarıa ve çocuklara armağan edilen orta sınıf bir keyif verici maddeye dönüşür. Alt edilen sınıfların sembollerinin bu şekilde yok edilmesi, tarih boyunca oldukça sık görülen bir olgudur aslında. Ve çikolata da bundan nasibini alır…

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir