Çırpınışlar

Bunca yıldır tatmadığı zevkleri tadarak bir hayat sürüyordu son zamanlarda. Bazen sudan çıkmış balık gibi çırpınıyor, nerede ne yapacağını kestiremiyordu. Konuşsa mıydı, yaklaşsa mıydı, uzaklaşsa mıydı? Bu sorular vücudunun bütün kılcal damarlarında dolaşıyordu. Ama en çok da kalbini yakıyordu bu sorular. Bu yanmalar, yakılmalar içerisinde uzun süredir içmeyip bir kenara koyduğu sigarasını her zamankinden daha da çok isteyerek aramaya başladı. Aradı, taradı ama nafile. Demek ki sigarada hayat gibi onunla oyun oynuyordu.

çırpınışlar

Hayatının bütün açmazları içinde kendine bir yol bulmaya çalışıyordu. Bazen kendini kuvvetli akan bir dereye bırakmak istiyor, derenin onu bir kenarından diğer kenarına vurmasını istiyordu ki eski yaptığı günahların acısını içinden çekip çıkarsın. Öyle sert çarpsın ki kıyılarına, içindeki acılar dökülsün suyun aziz berraklığına. Dere onu bir denize ulaştırdığında ise arınsın kirlerinden, yeniden doğsun hayata. Bu yeni doğuş onun hayatında açtığı yeni, bembeyaz sayfalar olsun.

Belki bir dereye düşüp sağa sola kuvvetlice savrulmamıştı, denize ulaşıp arınmamıştı ama hayatında yeni, bembeyaz sayfalar açtığı kesindi. İşte sorun bu sayfaları nasıl dolduracaktı? Sudan çıkmış balık gibi olduğu yerde çırpınıp kalacak mıydı? Bunları bilmiyordu ama her şeyin, bahar gibi taze, okyanus gibi dingin, yaz gibi sıcak, hürriyet gibi yakıcı, sevda gibi ağır olmasını istiyordu.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir