Cumhuriyet Aydınının En Büyük Günahı: Atatürk’ü Eleştirmemek

En sonda söyleyeceğimizi ilk başta söyleyelim. Geçmişte, aklı başında yazar ve düşünürler genç cumhuriyetin yıpranmaması adına eleştirilerini güçlü bir şekilde seslendiremedikleri için bu boşluğu birtakım “memleket güveleri” doldurdu ve doldurmaya devam ediyorlar.

Sosyal hayatta ve siyasette boş bırakılan alanlar mutlaka dolar. Ama doğru ama yanlış, mutlaka dolar. “olmasaydın da olurduk” türü ucuz ve içi boş tartışmaların temel sebebi cumhuriyet aydınlarının eleştiri yapma ve gerçekleri acı da olsa ortaya koymadaki güvensizlikleridir.

Küllerinden yeniden doğan bir milletin kahraman kurucuları, başta Atatürk olmak üzere, on yıllarca resmi kalıplar içinde saklanan birer camdan vazo muamelesi gördüler. Bu muameleyi yapanların çoğu da aynı dönemlerde kader arkadaşlığı yapan kimi komutan, yazar ve aydınlardı.

Son dönemlerde ne zaman bir kutlama ya da anma haftası düzenlense televizyonlar hep insan Atatürk’ten dem vurur oldular. Neden, hiç düşündük mü? Çünkü o hantal bürokrasi ve elinin altında tuttuğu ‘emir eri zihniyetli aydınlar’ yıllar boyu Atatürk’ün annesinin adını, dayısının tarlasında kovaladığı kargaları, okuduğu okulları ve savaşlarda kazandığı rütbeleri sayıkladılar göründükleri her yerde.

Gönül rahatlığıyla çıkıp hatalarını, yanlışlarını anlatmadılar toplum önünde. Kulaktan kulağa yayılan sayısız iftira ve kara çalmalara karşı kanunlarla ve açtıkları davalarla korumaya çalıştılar Atatürk’ü ve şahsında cumhuriyeti. Çünkü biliyoruz ki hedef Atatürk’ün şahsı değil, arkadaşlarıyla berber ortaya koyduğu genç cumhuriyettir.

Kapsamlı araştırmalar yapıp, eksik kalan ve yanlış yapılan uygulamalar dillendirilseydi geçmişte, bugün anlı şanlı medya organlarında günlerce tartışılmazdı olmasaydı olur muyduk, yoksa olmaz mıydık diye. Geçmişle hesaplaşma denilerek arşivden alınan üç-dört belgeyle kameralar karşısında oy-şov yapılamazdı mesela bunlar yapılsaydı.

Maksadı üzüm yemek olan,  İçinde cumhuriyet faziletlerini taşıyan aydınlar bu eleştirileri yapsaydılar bugün bu durumda olmazdık. Kovalanan kargalar kadar Atatürk’ün cenaze namazının nasıl kılındığı, eş-dost-akrabalarının hala hayta olanların kimler olduğu ve nerelerde yaşadıkları, Anıtkabir’de nereye gömüldüğü, mumyalandığına dair haberlerin gerçek olmadığı, ezanın Türkçeleştirilmesinin büyük bir hata olduğu, toprak reformunun yapılmamasının en büyük eksikliklerden olduğu anlatılsaydı, bugün memleket güveleri tarafından doldurulan o boşluklar sağlam ve gerçek aydınlarca doldurulurdu.

Acı ama gerçek.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir