Delkarna’ya Yolculuk

“Dans ederek tanrıların katına çıkan şamanlar, yılanbaşlı kuyruklarıyla hayatı paylaşan harnanlar, ışıl ışıl nar

şamanlar diyarıkuşları…
Şamanlar Diyarı’nda görebileceğiniz şeylerden sadece birkaçı.” *

Bu satırlar yer alıyor Barış Müstecaplıoğlu’nun Şamanlar Diyarı adlı yapıtının arka kapağında. Hiç “Türk yazar da ne anlar fantastik edebiyattan?” demeyin. Oldukça iyi kurgulanmış bir eserle çıkıyor yazar karşımıza.
Hızlı bir girişle başlayan kitap hiç hızını kesmeden de sonlanıyor. Müstecaplıoğlu oldukça akıcı bir şekilde öyküsünü anlatıyor. Okurken sıkılmıyorsunuz.
Romanın konusu hemen hemen tüm fantastik kurgularda olduğu gibi iyi ile kötünün mücadelesi üzerine kurulmuş. Ancak Müstecaplıoğlu öyle size ilk beş on sayfada kim iyi kim kötü hemen söylemiyor. Hatta kitabı okudukça kimin iyilerin yanında olduğu, kimin kötülerle birlikte olduğu konusunda kafanız karışsa da romanın sonlarına doğru kimlerin gerçekten iyi kimlerinse kötü olduklarını anlayabiliyorsunuz. Kısaca bu noktada bir ters köşe olma durumu var.

Delkarna sarayından Darok adlı bir şamanın çaldığı papirüsle başlayan öykü, Darok’un bir kartala dönüşerek indiği Kaptan Gura’nın Kılıçbalığı adlı gemisine inmesiyle devam ediyor. İnsanlara yardım etmeyi en temel görevi olarak bilen Darok; kardeşi Kaye, ustası Melkara ve Kaptan Gura’nın yardımlarıyla yanına aldığı bir grup Nasralı ve Delkarlı’yı Harnanik’e götürebilmek için maceralara atılmaktan korkmuyor.

Delkarna Sultanlığı tarafında ise bizzat Sultan Arterus tarafından görevlendirilen bir çeşit gizli servis olan Zincir’in başındaki kişi Olein ve büyücüler arasında oldukça hızlı yükselen Derian parşömeni geri almakla görevlendiriliyor. Sultanlığa sonsuz bağlılığı olan Derian serüven boyunca bazen yapılan uygulamalardan rahatsız olsa da sultanlık için, diyerek bunları sorgulamıyor.

Nazkor ayılarından altı kulaklı tavşanlara, görünmez olabilen büyücülerden insanların ruhlarını kurtaran şamanlara, kuyruklarında yılanlarla birlikte yaşayan canlılardan kaplanlar tarafından eğitilen maymun insanlara birçok fantastik öğenin bulunduğu bu kitap sizi okurken hiç sıkmayacak.

Okuma esnasında keşke daha ayrıntılı olsa, diyeceğiniz bir çok yer var aslında. Belki de yazar buraları bizim zihnimizin doldurmasını planladı. Bilemiyorum. Karakterler, fantastik öğeler ve öykünün geçtiği çevre biraz daha ayrıntılı olsa daha iyi olabilecekmiş, fikrini okuma sırasında bir türlü zihnimden sökemedim.

İnsanların ne kadar iki yüzlü olabileceğini, intikam duygusunun ne kadar güçlü olduğunu, kindarlığın umutları yeşerttiği, tüm kötülüklere rağmen aşkların da filizlendiği bu kitabı okumalısınız diye düşünüyorum. Fantastik edebiyatın bizim ülkemizde de yapılabildiğini gösteren Müstecaplıoğlu’na teşekkür ederim.

Engin AKALIN
*Şamanlar Diyarı, 2. Baskı, Arka kapak

Belki bunları da beğenirsin...

1 Yorum

  1. 09 Kasım 2013

    […] Müstecaplıoğlu’nun bir diğer kitabı olan Şamanlar Diyarı hakkındaki yazımı buradan […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir