Doğum ve Ölüm

Bazılarını görmeden sever, tanımadan özleriz. Benim yaşamımda böyle tanımlanabilecek birkaç insan var. Bu insanlardan birinin bugün doğum günüyken bir diğerinin ise öldüğü gün.

Vapcarovİlk önce bugün doğum günü olan Nikola Vaptsarov’dan bahsetmek istiyorum. Kendisiyle çok geç tanıştığım şairi bana tanıtan Özgür’e Motor Türküleri’nden her şiir okuyuşumda içten bir teşekkür gönderim. 7 Aralık 1909 yılında doğan Bulgar şair makine teknisyenidir. Bulgaristan Komünist Partisi cephesinde faaliyetlerde bulunan şair tutuklanmasının ardından epeyce işkence görmüş ve beş arkadaşıyla birlikte 23 Temmuz 1942’de henüz 33 yaşındayken idam edilmiştir.

Motor Türküleri kitabındaki “Veda” şiiriyle şöyle seslenir şair:

“Karıma
Geleceğim bazan uykudayken sen
Beklenmedik, uzak bir konuk gibi.
Sokakta, bir başına koyma beni
Kapıyı sürgeleme üstümden

Usulca girecek, bir yere ilişeceğim
Bir zaman, karanlıkta, bakacağım yüzüne.
Ve yorgunluk gözkapaklarımı indirince
Seni kucaklayacak, ve çıkıp gideceğim. “

abidin dinoBir de ölüm var bugün. Nazım Hikmet’in “Bana mutluluğun resmini yapabilir misin?” diyerek seslendiği Abidin Dino’nun öldüğü gün 7 Aralık. Çok yönlü sanatçıların en iyi örneklerinden biri olan Dino, ressamlığıyla tanınmasına karşın karikatürleri, yönetmenliği, yazarlığı ve eleştirmenliği de vardır. Ülkemizde yaptığı birçok çalışmanın yasaklanması ve gönderildiği sürgünler nedeniyle 1952 yılında Paris’e yerleşen şair Fransa, Amerika, Cezayir gibi ülkelerde eserlerini sergiledi. 1979 yılında Fransız Plastik Sanatlar Birliği”nin Onursal Başkanlığı’na seçilen şair, 1989’da Fransız Kültür Bakanlığı’nın Sanat ve Edebiyat Altın Şövalye Nişanı ile ödüllendirildi.

1993’te Paris’te ölen şairin cenazesi İstanbul’da toprağa verildi.

Abidin Dino kendisine “Saman Sarısı” şiirinde “sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin / işin kolayına kaçmadan ama / gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil / ne de ak örtüde elmaların / ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini /sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin” diye seslenen Nazım Hikmet’e bir resimle değil de bir şiirle seslenir:

“Mutluluğun Resmi

Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
İşçiler gözler yolunu.
İnebilseydin o vapurdan
Ayağında Varnanın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik Meserret Kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler…
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız,
anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiyeyi
bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.

İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tual yeterdi;
ne boya…

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir