Dünyanın Merkezine Yolculuk

Ünlü jeolog Celâl Şengör, “Bir Bilim Adamının Serüveni” adlı kitapta şöyle der: “Ben jeolojiyi küçük yaştan yani Jules Verne’in Arzın Merkezine Seyahat kitabını okuduğum günden itibaren sevmeye başladım. Hemen arkasından Denizler Altında Yirmi Bin Fersah ‘ı okudum. Onu da okuduktan sonra kendi kendime, ‘Adam olmak demek, Jules Verne’in tarif ettiği gibi olmak demektir’ diye düşündüm. Bana jeolojiyi Jules Verne sevdirdi…”

Yerin altına olan merakım benim de Celâl Şengör gibi başladı ancak ben bir jeolog olmayı tercih etmedim. Yaşadığım ilçenin kütüphanesinin en güzel kitaplarından biriydi benim için “Dünyanın Merkezine Yolculuk”. Balonla Beş Hafta, Esrarlı Ada, Seksen Günde Devrialem gibi kitapları yan yana dururdu Jules Verne’in. Çocuk aklım Jules Verne’in anlattıklarının gerçek olmadığını bilirken bir yandan da “Acaba gerçek olabilir mi?” sorusunu zihnimden uzaklaştıramazdım. O zamanlar –çok eski bir tarih olmasa da- ne birden fazla televizyon kanalı ne de DVD’ler vardı. Kitabın siyah beyaz resimlenmiş sayfalarını odama asmak ister ancak kütüphanenin kitabı olduğu için de yırtmamam gerektiğini bilirdim.

Orijinal adı Voyage au centre de la Terre olan yapıt sinemaya da uyarlanmış. Birden fazla kez beyazperde de izleyici karşısına çıkan yapıt Jules Verne’in hayal dünyasının zenginliğini ortaya koyuyor.

Kitabın 1999’da çekilmiş bir uyarlaması daha var.

http://www.youtube.com/watch?v=wsrE_BO3BFw#t=2321

2008 ve 1999 yıllarında çekilen filmlerle de kalmıyor kitap bir de siyah beyaz olan 1959 uyarlaması vardır ki benim için sonrasında yapılan uyarlamalardan daha iyidir.

Okuyucuya Not: Yazının devamı kitabın içeriği hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir.

Dünyanın Merkezine SeyahatBir Pazar günü Axel yanında yaşadığı amcası Profesör Lindenbrock’un kendisini çağırdığını duyar. Axel’e amcası Hevelius’un dükkanından aldığı İzlandalı ünlü yazar Snorro’nun Hiems Kringlas’ı gösterir. Axel eski kitaplardan hoşlanmasa da amcasını kırmamak için kitabın çok güzel olduğunu söyler. Amcası kitabı karıştırırken eski bir parşömene rastlar. Profesör Lindenbrock, bir poligot olmasına karşın bu kağıtta yazılanları okuyamaz ve bu durum onu çok sinirlendirir. Yazıyı çözmek için çalışmaya başlayan Profesör Lindenbrock, yeğeninden de yardım alır. Sonunda yazının bir kısmını okumayı başarır. Arne Saknussemm ismini Profesör Lindenbrock tanımaktadır. Bu on altıncı yüzyılın ünlü bilginiyle ilgili bir metin bulmak Profesör Lindenbrock’u daha da heyecanlandırır ve metnin geri kalanını da çözümlemek için hırsla çalışmaya başlar. Axel bir gece metni çözümlemeyi başarır ama içeriğinden dolayı bunu Profesör Lindenbrock’a açıklamaz. Onun metni kendisinin çözümlemesini bekler. Sonunda Profesör Lindenbrock, metni çözümlemeyi başarır. Metinde şöyle yazmaktadır:

“Temmuz gelmeden önce üstüne Scartaris’in gölgesi düşen Sneffels Yokul’un kraterinden aşağıya in. Sen ey cesur yolcu, o zaman dünyanın merkezine inmiş olacaksın. Ben bu yolculuğu yaptım. Arne Saknussemm.”

Profesör Lindenbrock, karşılaştığı bu belge üzerine İzlanda’ya bir yolculuk yapmaya karar verir. Axel bunu çılgınca bulsa da amcasını yalnız bırakmaz ve onla birlikte yola çıkar. İzlanda da kendilerine Hans Bjelke adında bir rehber bulurlar. Kendilerine rehberlik yapacak olan Hans aynı zamanda iyi bir avcıdır.

16 Haziran günü yola çıkan Profesör Lindenbrock ve ekibi yanlarına malzeme olarak;

  • Yüz elli dereceye kadar ısı ölçebilen Eigel termometresi,
  • Sıkıştırılmış havalı manometre,
  • Çok hassas bir kronometre,
  • İki pusula,
  • Karanlıkta görme olanağı veren bir dürbün,
  • Ruhmkorff teli (Bu teller aracılığıyla elektrik akımı üretip bir ışık kaynağı saylayacaklar.) bulunmaktadır.

Bunlara ek olarak yanlarında kesici ve patlayıcı malzemelerle birlikte, ipler, baltalar, kazmalar ve altı ay yetecek kadar da yemek vardır.

Arzın-Merkezine-Yolculuk

Dünyanın merkezine yolculuk yapacakları dağa varınca Saknussemm’in verdiği talimatları uygular Profesör Lindenbrock ve 27 Haziran günü kraterden içeri girmeyi başarırlar. Yolculukları başlamıştır artık.

Yolculukları oldukça zorlu ve heyecanlı geçmektedir. Deniz seviyesinin kimi zaman yüzlerce metre altına inerken kimi zaman da epeyce yükselmektedirler. Tarihi çağlardan kalma fosiller ve maden yatakları yürüyüşlerini ilginç kılar. Suları tükenir kimi zaman ancak sonunda yeraltı sularından birini bulmayı başarırlar. Axel kaybolur ancak bir süre sonra amcasıyla buluşmayı başarır. Yeraltında bir denize denk gelirler. Bu denizin etrafında dev mantarlar vardır. Denizin üstü tıpkı gökyüzü gibidir. Bir sal yaparak denize açılırlar. Denizin içinde çok eski devirlerden kalma hayvanlara denk gelirler hatta bazıları onlara saldırır. Büyük bir fırtınaya yakalandıktan sonra tekrar karaya çıkmayı başarırlar. Yeraltından çıkmaları epeyce tehlikeli olur. Yükselen lavlarla birlikte yeryüzüne çıkarlar. Yaşamalarını bir mucize olarak görürler.

Profesör Lindenbrock bulundukları yerin çok sıcak olduğunu dile getirir. Nereden yeryüzüne çıktıklarını bilmeyen gezginler dağdan aşağı inerken bir çobana rastlarlar. Çoban onlara Stromboli’de olduklarını söyler. İzlanda’dan başladıkları gezi İtalya’da son bulmuştur. Evlerine dönünce Profesör Lindenbrock, yaptıkları geziyi bilginlere anlatır ve Axel’de çok sevdiği Gertrud’la evlenir.

Belki bunları da beğenirsin...

Bu yazıya toplam 6 tane yorum yapılmış.

  1. ilhan merve diyor ki:

    çok iyi oldu biz evlenicez bu site sayesinde aman kaldırmayın sakın

  2. Ada diyor ki:

    oooooooooooooooooooooooooooooooooha çok güzellll tşkk :DDdDdDd

  3. ekin diyor ki:

    Bayıldım. Harika burayı kaldırmayın

  4. ekin diyor ki:

    Sizi seviyorum

  5. Etkin diyor ki:

    Çok güzel bir şey

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir