Dup”Duru” Acı…

duru

8 yaşında hayatının en ağır acısını tadan minik Duru’ya birisi kalksın ve hukukun üstünlüğünü anlatsın. Paralel yapıyı, kumpası, dijital delilleri, masumiyet karinesini, adil yargılanma hakkını, kaçma şüphesini, katalog suçları anlayabileceği dille izah etsin.

Hiç kucağından inmediği babasının neden bir top arabasında olduğunu ve üstündeki bayrağın ne anlama geldiğini birisi minik yüreğine anlatsın.

Sonra televizyonlarda “yargı gereğini yapıyor” diye ahkam kesen bir babayiğit gitsin ve minik Duru’nun gözlerinin içine bakarak ezberlediği replikleri tekrar etsin.

“Tutukluğunun devamına…” diye karar veren yüksek vicdan! sahibi birileri gitsin ve mahkeme kararlarını Duru’nun yüzüne karşı yüksek sesle okusun.

Köşelerinde “darbecilere müebbet” diye bağırıp, şimdi çark eden yalı sahibi çığırtkanlar Duru’nun minik yüreğine temyiz başvurularını bir an önce yapsınlar. Onların da adil yargılanma hakları var.

Ve koltuklarında biraz daha kalmak uğruna 8 yaşındaki bir çocuğa tattırılan bu acıyı görmezden gelen makam sahibi ulu insanlar, beliniz ağrımasın diye desteklerle oturduğunuz deri koltuklarınıza daha büyük bir şevkle kurulun. Çocuklarınıza, torunlarınıza daha bir şevkle sarılın. Daha büyük villalarda, daha büyük rezidanslarda oturun cümbür cemaat.

Öyle ya zaman sizden yana. 8 yaşında babasının arkasından feryatlarla hıçkırıklara boğulurken masumlar sesiniz çıkmıyorsa, dupduru gözlerdeki o tarifi imkânsız acıyı görmezden gelecek kadar köhnemişse vicdanlarınız daha bir gömülün yüksek duvarlı şatolarınıza. Dalkavuklarınızın tesellileriyle ferahlatın tek işlevi kan basmaya yaramak olan yüreğinizi. Nasıl olsa güç elinizde ve zaman sizden yana…

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir