Erkekler Halı Saha Maçlarını Neden Severler?

Çocukken mahalle aralarında yapılan maçların geleceğe izdüşümüdür halı sahalar. Taş üstüydü, goldü diye dakikalarca tartışan paçaları çamurlu çocukların yerini; penaltıydı, fauldü diye yarı şaka-yarı ciddi atışan pahalı kramponlu orta yaşlı çocuklar alır hepsi bu.

Rutinleşen ağır iş temposu, evde bitmek bilmez çekişmeler, artan sorumluluklar, bir türlü denkleşmeyen hesaplar derken haftada bir saatlik psikolojik seans yeridir halı sahalar. O bir saat boyunca, ortada bir iddia yoksa, vurulan her şut aslında çocukluğa dönüş biletidir. Auta giden her top, ki şutların çoğu auta gider, sonrası sallanan her söz aslında gündelik yaşamda söylenemeyenlere gider. Evde hanımların fazlaca konuşmalarından ( karı dırdırı da denir) bıkanlara terapi yeridir bir nevi. En çok onlar şut atarlar auta gitmesi muhtemel olanlar sonrası sağlam bir “has…ta etme adamı” diyebilmek için.

Koca koca insanlar çocuk gibi tartışmaya başlarlar, penaltıydı ya da faul yoktu diye. Dışarıdan izleyenlerin belki de alaycı bir tebessümle seyrettiği bu anlar, aşırıya kaçılmadıkça, hep mutlu sonla biten deşarj zamanlarıdır aslında. Burada önemli olan tartışmanın konusu değil bizatihi kendisidir. O hafta alttan alınan her sözün, ömür tahtasına atıla her çiziğin, evde mesele büyümesin diye alttan alınan her lafın telafi yeridir o tartışma. Dışarıdan anlaşılmaz, yaşanması gerekir.

Kadınların “bizi hiç anlamıyorsunuz”, “ ne var o topta”, ya da “ futboldan ne anlıyorsunuz, anlamıyorum” türünde ki muhteşem empati örnekleri sözlerine bir karşı tezdir o bir saat. Koca göbekleriyle hiç de iyi oynayamadıklarının farkındandırlar zaten oyuncular. Mesele zaten çok iyi oynamak değildir, sadece oynamaktır. Tıpkı eski günlerdeki gibi. Yargılayan kimsenin olmadığı, en fazla akşam eve geç gidince yenilen bir anne terliğinin olduğu eski günlerdeki gibi…

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir