Faşizm Nasıl Doğdu?

Mussolini sosyalist bir babanın oğluydu. Hayatına önce öğretmenlikle başladı. Sonra duvarcı ustası oldu ve en sonunda parti liderliği.

Askerliğini er olarak yaptı. 1917 yılında çürüğe çıkarak evinin yolunu tuttu. 23 Mart 1919’da savaşa katılmış askerler ve savaştan umduğunu bulamamış guruplardan oluşan “Fascio”larını kurdu. Kasım 1921 tarihinde silahlı örgütlenmenin yanına bir de siyasi parti ekledi. Özellikle işçi ve köylü eylemlerini bastırıyor, sendikacılara ve işçi önderlerine suikastlar düzenliyorlardı.

Kısa sürede büyük toprak sahipleri ve sanayi devlerinin dikkatini çektiler ve parasal kaynaklarını elde ettiler.

28 Ekim 1922 yılında 5000 kişiyle ünlü “Roma Yürüyüşü” nü gerçekleştirdiler. Ne ordu ne de kral müdahale etmedi aksine kral beklenmedik şekilde Mussolini’ye hükümet kurma yetkisi verdi.

Bu ani yükselişin altını biraz açmak gerekir. Şöyle ki 1920 yılına gelindiğinde Savaş Bakanı Bonomi, genelkurmaya bir genelge ile faşistlerle ilişki kurulmasını emretti. Adalet bakanı Giolitti ise faşistler hakkında açılan tüm davaların durdurulmasını istedi. Kısa süre içinde 11 general faşistlere katıldı. Ve bu generaller “Roma Yürüyüşü”nü gerçekleştiren ekipteydi. (Dolayısıyla ordunun ses çıkarmaması, verdikleri destektendi.)

Hükümet Mussolini’ye teslim edilince faşistler olarak bilinen “kara gömlekliler” devlet güvenliğini sağlama birimleri olarak göreve başladılar. Yapılan hileli seçimle büyük bir sandalye sayısı kazanan Faşist Parti, hileyi ortaya çıkaran sosyalist milletvekili Mateotti’nin öldürülmesi ardından ortaya çıkan siyasi bunalımı iyi kullandı.

Bir türlü birleşemeyen merkez ve diğer sol partilerin dağınıklığından yararlanan Mussolini 1925 yılında faşistleşme yoluyla anayasal rejimden otoriter yönetime geçildiğini açıkladı ve tüm partileri kapattı.

Bir yasayla devleti savunma amacıyla özel mahkemeler kuruldu. Bu mahkemeler 1927-43 yıları arasında 4700 kişiyi mahkûm ettiler.

Ardından sendikalar kapatıldı. Grev yapmak yasaklandı. İnsanlara iki seçenek sunuldu. Ya faşist olacaklardı ya da ülkeyi terk edeceklerdi.

İşçilere saldırılırken sessiz kalan liberaller zamanı gelince kendileri de faşist terörden paylarını alacaklardı.

Ekonomik yönden Mussolini işbaşına gelir gelmez, devletin elinde bulunan telefon, yaşam sigortası, belediye işletmeleri ve tüm devlet tekellerini özelleştirdi. İflas eden büyük banka borçlarını devlete karşılattı ve kurtardı.

Sonra ne mi oldu?

Arnavutluk’u işgal, Libya’ya saldırı, Habeşistan’ın sömürgeleştirilmesi, İspanya’da diktatör Franco’ya tam destek ve Hitlerle beraber girişilen 2. Dünya Savaşı…

Belki bunları da beğenirsin...

1 Yorum

  1. 23 Şubat 2014

    […] Almanya’sının faşist liderinin soykırıma varan düşüncelerinin başlarına gelmesinden korkan 790 yolcu […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir