Fedailerin Kalesi: ALAMUT

Alamut kalesi1“Hıristiyanların zaman ölçüsü ile 1092 yılının ilk baharında hatırı sayılır büyüklükte bir kervan, Semerkant’tan başlayarak Buhara üzerinden Horasan’ın kuzeyindeki Elbruz platosuna dek uzanan, bir zamanlar muzaffer orduların kullandığı eski yolun üzerinde ağır ağır ilerliyordu. Karların erimeye başlamasıyla birlikte Buhara’dan ayrılan kervan haftalardır yollardaydı…” ”Avni oğlum, Tahir’in torunu!” demişti ona. ”Doğruca Demavend Dağı’na giden yolu tut. Rey’e ulaşınca Şahrud Irmağı’ na giden yolu sor. Irmağın kaynağı sarp bir vadide bulunmaktadır; oraya çık. Büyük bir kale göreceksin: Bu yerin ismi Alamut kalesidir, yani ‘kartla yuvası.’…”(Arka kapak)

Wladimir Bartol’un yazdığı bu roman tarihi roman kategorisinde değerlendiriliyor. Tarihi romanın ne olduğunu anlayamayan okurlarca haksız eleştirilere uğrayan Bartol, tarihi çarpıtmakla suçlanıyor. Dedim ya tarihi romanın ne olduğunu bilmeyen okurlar bunlar.

Bartol’un Yurt yayınlarından çıkan kitabını dilimize kazandıran Atilla Dirim oldukça başarılı bir iş yapmış. Yoğun bir tempoda geçen kitap okurken insanı hiç sıkmıyor. Kitaba üst başlığını veren fedailer tarihte “Haşhaşiler” olarak da biliniyor. Haşhaşiler günümüzde belli bir yaş grubu tarafından çokça tanınıyor bunun nedeniyse gençler arasında oldukça meşhur olan Assassin’s Creed adlı bir oyun. Yine Haşhaşilerle beyaz perde de “Prince of Persia: The Sands of Time” adlı filmde de karşılaşıyoruz. Assassin’s Creed’in sinema uyarlamasının 2015 yılında izleyiciyle buluşacağı da epeydir biliniyor. Assassin’s Creed’in en çok download elden oyunlardan biri olması konunun ne kadar ilgi çekiciği olduğunu gösteriyor. Kısacası belli bir yaş kitlesi Haşhaşileri tanıyor.

Kitabın oldukça sade bir konusu var esasında. İsmaili öğretisine sahip Hasan Sabbah’ın Büyük Selçuklu Devleti’ni çöküşe hazırlaması işleniyor. Bu ana konunun dışındaysa fedailerin nasıl yetiştiği konusunda ayrıntılı bilgiler öğreniyoruz.

Ömer Hayyam, Nizam-ül Mülk gibi arkadaşlarıyla medresede eğitim gören Hasan Sabbah eğitimini tamamladıktan sonra Nizam-ül Mülk’ün desteğiyle sarayda göreve başlar. Kıvrak zekasıyla kısa zamanda yükselmeye başlayan Hasan Sabbah’ı kendine bir tehdit olarak gören Nizam-ül Mülk onu saraydan uzaklaştırır. Saraydan ayrılan Hasan Sabbah İsmaili düşüncesini yaymak için Deylem krallarının yaptırmış olduğu Alamut Kalesini kale komutanını kandırarak ele geçirir.

Kendini peygamber olarak tanıtan Hasan Sabbah cennetin kapılarının anahtarını elinde bulunduğu söylemiyle fedailerini kandırır. Fedailerin Hasan Sabbah için yapmayacağı hiçbir şey yoktur. Haşhaşla uyuşturulmuş zihinleri nedeniyle hiçbir korkusu olmayan fedailer önlerine çıkan tüm engelleri tek tek aşar ve görevlerini yerine getirirler.

Belki bunları da beğenirsin...

1 Yorum

  1. 14 Ocak 2014

    […] bu tarihi roman daha önce Engin arkadaşımız tarafından tanıtılmıştı. (İsteyenler buradan […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir