Fi’den Sonra Çi

“Hayat, insanın kendi potansiyeline ulaşabilmesi için dikkatle, incelikle, muhteşem bir zekâyla dizayn edilmiştir. Yapman gerekeni yapamıyorsan, olamıyorsan, doğamıyorsan hayat çok acıtır, anlaman için hırpalar, yorar. Seni sen yapabilmek için ne gerekirse yapmaya hazırdır.

Asla rahat bırakılmazsın.
Öylesine, anlamsız varolmazsın.
Mutluluğa saklanamazsın.
Öyleyse acına sahip çıkmalısın!
Çünkü acı, bilginin bedene inmesidir.
Bilgiyi bedene indirmeli, olman gereken şeye dönüşmelisin.

Bu kitap ‘kendine gelmek’ için burada olduğunun farkına varabilenlere yazıldı. Fi ile çıkılan yolculuğun tek durağıdır Çi. Sadece farkındalığa giden, değiştiren, mutlaka geliştiren bir yoldur bu ama sunduğu seks, macera, intikam, ihtiras sizi aldatmasın, zordur.

Hayatı değil sistemi yaşadığımızı fark edenler, harakete geçmek için işaret bekleyenler, umursamayanlara karşı umursayanlar, hissedemeyenlere karşı hissedenler adına ve kendi tekamülünde kaybolmuşlar için yazılmış, dengeye adanmıştır. Hayat harekete geçen herkesi varması gereken yere götürür.” (Arka Kapaktan)

Akilah Azra Kohen’in yazmış olduğu “Fi“nin devamıdır “Çi”. Üçlemenin ikinci kitabı olan “Çi” hakkında çokça şey söylenebilir belki. Ben sadece “Fi” kadar iyi hatta ondan daha iyi bir kitabı okuduğum için mutlu olduğumu belirtmek istiyorum. Devam kitaplarında olan sıkıntıyı görmedim. Yazar başarısını artırarak devam ettiriyor.

“Çi”yi okumadan önce muhakkak “Fi“yi okuyun. “Fi“yi okuduktan sonra zaten “Çi”yi okumak için sabırsızlanacaksınız. “Çi” başarılı bir kitap benim nazarımda. Genel anlattıkları bir yana sadece şu ifadelerin olması bile “Çi”yi takdir etmeme ve dostlara tavsiye etmeme yeter. İşte bu tadımlık cümleler… Gerisi bahane…

* Dini yüreğinde yaşayanlar Yaradan’ın yolunda sessizce var olurken, dini aklında yaşayanlar diğerlerinin üstünde oluşturdukları egemenlikle kitleleri yönetmek için varlardı.

* … Allah korkusuna ihtiyaç duyan kesimi yönetebilen dini söylemlerinde uzmanlaşmış özde dinsiz ama söylemleri dinli bir akıldı.

* Güç, birinden üstün gelmek ya da istediğinde birinin canını almak değil, biri senin canını aldığında bile kötüleşmemek, onun düştüğü tuzağa düşüp canavara dönüşmemektir.

* Bir annenin memesiyle çocuğunu beslemesi gibi din de ruhu besler. Yani din bebeğe süt veren meme gibidir. Önemlidir, değerlidir. Ama çıkarıp yüzüme yüzüme sallarsan olmaz. O zaman memesini çıkarıp yüzüme sallayan anne kılığına bürünmüş bir sapıktan farkın kalmaz. Yavrusunu besleyen annenin memesinin kutsallığı neyse, nasıl mahremse, bunu konuşmak bile insanı rahatsız ediyorsa din de mahremdir, kişiyle Yaradan arasındadır.

* Entellektüellik Mahmut Konmaz gibi samimiyetle yalan söyleyebilenlerin, bilgileri değiştirip manipüle edenlerin olmuştu artık.

* … Dünya uyuyanların uyutulduğu, uyutulmayanların hapsedildiği, hapsedilmeyenlerin öldürüldüğü bir gezegendi.

* Adaleti korumak için değil yönetebilmek için hukuk fakültesine giden soysuzlardandı bazıları. Aynı kalın ense, gömlekten sarkan aynı sarkık gıdı, aynı ışığı sönmüş gözler, aynı sözler.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir