Gazi’yi Anarken: En Sevdiği Opera Neydi? Hangi Yemeği İştahla Yerdi?

10 Kasım Atatürk’ün ölüm yıl dönümü. Devlet ricalinin sık sık hastalandığı bu anma günlerinde yine saat dokuzu beş geçe sirenler çalacak, bir dakika saygı duruşunda bulunulacak, bazılarının özlemle bazılarının ise nefretiyle bu anmalar gerçekleşecek. Çoğunlukla okularda sıkıcı törenlerde şiirler ve yazılar okunacak, Anıtkabir özel defterine ,inanılmamasına rağmen, eserinin yaşatılacağı yazılacak ve çokça “bir daha çık gel Samsun’dan” türküleriyle anmalar sürüp gidecek.

Birilerinin “İnsan Atatürk” diye adlandırdığı, kişisel özelliklerine yine kimse değinmeyecek. “Bir insanı ne kadar çok tanırsanız o kadar çok seversiniz” cümlesinin aksine hep o bilindik klişe söylemler tekrar edilecek. Ne dinlediği müzikten ne de okuduğu kitaplardan dem vurulacak. İçtiği içkiyi dillerine dolayanlar, kimsesiz ve yalnız olduğunu iddia edenlere karşı gerçekler açık olarak ortaya yine konulmayacak.

Yukarıda yazılanlar olmayacak ama isterseniz biraz Mustafa Kemal Atatürk’ün insani özelliklerine bakalım bu yazımızda. Çok sıkmadan, klişeleri tekrar etmeden, kısa ve öz!

…………………………………………………………….

Boyu 1.74 cm, kilosu 74-76 arasında değişirdi.

Yemek meraklısı değildi, sabahları bir şey yemez, yalnızca bir kahve ve sigara içerdi.

En sevdiği yemekler, sade yağlı kuru fasulye ve pilav ikilisiydi. Yağ, yumurta ve beyaz peynirden yapılma bir tür omlet, etli taze bamya ve meyvelerden kavunu severdi.

Günde 10-15 fincan kahve 40-50 sigara içerdi.

Akşam yemeklerinde sohbet etmekten çok hoşlanırdı. Arkadaşları ile rakı içmeyi severdi. Yemek sofrasında söylenen sözler, alınan kararlar orada kalır ertesi gün kendisine sorulmadan asla uygulanmazdı.

İçki içmemesi gerektiğine dair kendisine yaspılan telkinlere şöyle karşılık vermiştir: “ haklısınız, bunları ben de bilirim lakin kafam çok ama beni muzdarip edecek kadar çok ve hızlı çalışıyor. Vakit vakit onu uyuşturup dinlenmek ihtiyacı hissediyorum. Askeri okulda da böyleydim. Akşamları zihnimi meşgul eden bir olay olunca sabaha kadar onu düşünür, çözmeye çalışırdım. Çoğu gün sabah kalk borularına kadar gözüme uyku girmezdi. Hal böyle iken yapabileceğim ek şey miktarını azaltmak olabilir.”

Gösterişi ve şaşayı sevmezdi, riyadan ve riyakarlardan nefret ededi, gammazcılardan hiç hoşlanmazdı.

Alalturka müziği dinlmekten zevk duyardı. En sevdiği türküler; “Vardar Ovası” ve “ Pencere açıldı Bilal oğlan, piştov patladı” türküleriydi.

Batı müziğine de hayrandı. Operayı severdi.  özellikle Puccini’nin “E Lucian le Stelle” isimli aryasını çaldırır ve dinlemekten büyük keyif alırdı.

Kitap okumayı çok severdi. Okuduğu kitapların yanlarına notlar tutar, yazılar yazardı. Geceleri çok okumaya bağlı gözleri yaşarınca parçalar halinde kesilmiş tülbent ile gözlerini kurulardı.

Şahsı hakkında yapılan tenkitler arasında en çok üzüldüğü şey kendisine “diktatör” denilmesi idi.

koruma ordusu ile gezmekten hoşlanmaz, gerekiyorsa da sivil giyimli olanların görev yapmasını isterdi…

 

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir