Gezi Parkı Direnişi ve Medya

Gezi Parkı eylemleri ile söylenecek onca söz, yapılacak onca sosyolojik araştırma var ki… Türkiye’nin yakın tarihinde adından söz ettirecek bir olaylar zincirini izlediğimiz şu günlerde kimi vatandaşların bu durum karşısında duyarsız kalmalarını bir türlü anlayamıyorum.

Medya bu noktada suçlanabilir elbet. Hiç yayın yapmayan tv kanallarından tutundan da direnişçileri terörist gibi göstermeye çalışan televizyon kanalları insanların bilgilenmesini elinden geldiğince baltalamış. Bilgiyi saptırmıştır.

Sosyal medyanın etkisini günümüzde kimse yadsıyamaz elbet. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli konu bilginin kaynağı olmalı.

Haber bloğu yazarlarından bir vatandaş hiçbir kaynak göstermeksizin Dolmabahçe’deki Bezm-i Alem Valide Sultan Camiinde direnişçilerin “toplu seks” yaptıklarını yazabiliyor. Bir kısım vatandaş elbet oranın revir amaçlı hizmet verdiğini biliyor ancak bir kısım vatandaş bu olaya inanabiliyor.
Türkiye’nin resmi televizyonu sıfatıyla yayın yapan televizyon kanalı, halkın baharı fırsat bilerek parklara akın ettiğinden tutun da direnişçilerin Türk bayrağını yaktığını söyleyebilecek kadar yalan haberler yapabiliyor.

Ana akım medya denilen büyük holdinglerin yayın organları kanallarında penguen ya da Nazi belgeselleri verirken Halk Tv, Ulusal Kanal ve İMC gibi kanallar canlı yayın yapabilmek adına elinden gelenleri yapıyor. Daha sonra bu kanallar “yandaş medya” denilen televizyon kanallarınca “halkı provoke” etmekle suçlanabiliyor.

Halkın kapısına dayanmasıyla yaptığı hatayı anladığını, özür dileyerek dile getiren televizyon kanalları da olmadı değil. Ancak tüm bunlar yeterli mi? Elbette hayır.

Ana akım medyanın tarafsızlığı hakkında net bilgilerimiz yokken nasıl bizden kendilerine inanmamızı beklerler?

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir