Göbeklitepe Sütunları “Put” ise Satranç da Günahtır.

Tarihçilerin yeterli kanıt olmadığı için karanlık devir diye betimlediği tarih öncesi devirlere ait her buluş, insanoğlunun yaşam serüvenini biraz daha aydınlatmakta adeta karanlık aydınlatılmaktadır. Önceleri avcılık-toplayıcılıkla hayatlarını sürdüren ve göçebe bir halde tabiata uyum sağlamaya çalışan homo sapiens( zeki insan), takriben MÖ. 10.000 ile 8500’lü yıllar arasında tarım devrimini yaşamıştır. Buğday, bezelye, mercimek, zeytin, üzüm ve diğer bitkiler sırayla evcilleştirilmiş ve tarım devrimi yerleşik hayatın da başlangıcı olarak kayıtlara geçmiştir.

İnsanların tarımla uğraşmaları ve yerleşik hayata geçmeleriyle bir ölçüde toplu olarak yaşanan yerleşim yerlerini de beraberinde getirdi. Avcılık ve toplayıcılıktan tarıma evrilen yaşam şartları insanoğluna; bel fıtığı, eklemlerde romatizma, kamburluk gibi yeni kalıtsal rahtsızlıklar da hediye etti. Dünyanın nüfusunun da hızlı ve sürekli bir şekilde artmasına neden oldu.

Ancak toplu yaşam merkezlerinin çıkması günümüz devletlerinin de başlangıcı olmuştur. Önceleri bilim insanları tarım devriminin başlaması öncesi ve sonrasında insanların salt hayata kalma içgüdüleriyle bir araya geldiklerini, daha açıkçası nerede yemek ve yaşam varsa orada yerleştiklerini savunagelmişlerdir. Eğer bir ırmak ve etrafında verimli bir arazi varsa, burası temel içgüdüler gereği güvenliği de sağlanınca yaşanılabilir yer olarak seçilmiştir. Yıllarca bu temel ihtiyaçların giderilmesi içgüdüsü temel alınmıştır. Yani bir bölgede bir toplu yerleşim var ve bir de tapınak veya sunak gibi bir mabet varsa önce yerleşim yeri yapıldığı, köy genişleyince de ortasına mabedin inşa edildiği savunulmuştur.

gobeklitepeTa ki 1995’te Göbeklitepe’de yapılan kazılara kadar. Göbeklitepe’de tüm tarihin akışını değiştirecek bir keşif yapılmıştır. Kazılar başladığında en eski tabakada bir yerleşim yeri veya eve rastlanılamadı. Ancak olağanüstü kaliteli oymalarla dolu, her biri yedi ton ağırlığında ve boyu beş metreyi geçkin sütunlar ortaya çıkarıldı. Toplamda ondan fazla anıtsal yapı ortaya çıkarıldı ve bunların enbüyüğü otuz metre genişliğindeydi. Benzer örnekleri İngileter’de Stonehenge’de görebileceğimiz devasa yapılardı bunlar. Ancak stonehenge MÖ.2500 olarak tarihlenirken, Göbeklitepe MÖ.9500 olarak tarihlenmişti.

Bunlar tarım devrimi öncesi bir zamana aitti ve tüm bilim dünyasında şaşkınlık yaratmıştı. Sanılanın aksine avcılık-toplayıcılıkla yaşayan insanların da oldukça ileri bir kültür, beceri ve inanışları oldukları ortaya çıkıyordu. Peki ama avcılık ve toplayıcılıkla yaşayan insanlar neden böyle devasa bir mabet inşa etmişlerdi? Burası ne bir hayvan kesim yeri ne de deposuydu. Ve daha da ilginci önce mabet inşa edilmiş ve yerleşim yeri bu mabedin etrafında şekillenmişti. İlk insanların beceriden yoksun, içgüdüleriyle yaşayan ve tek amacı hayatta kalmak olan basit bir tür olduğu fikri de böylece çürüyüp gidiyordu.

gobekli_tepe4Yukarıda uzun uzadıya anlattığımız Göbeklitepe bulguları; teologlarımız, filozoflarımız ve arkeologlarımız için bulunmaz bir fırsat iken TRT yani devletin televizyonunda çekilen bir belgeselde söz konusu bulgular puta benzetiliyor ve Hz. İbrahim’in putları kırma sahnesi canlandırılarak şu acınası sözler sarfediliyor: “Göbeklitepe’de yer alan heykellerin Hz. İbrahim’in babası Aser’in yapmadığını kim bize söyleyebilir? Ya da Hz. İbrahim’in kırdığı putların yer aldığı tapınağın Göbeklitepe olmadığını ileri sürebilir miyiz?”

Avcılık ve toplayıcılıkla yaşayan insanların hayatta kalmak, yemek bulmak ve üremek dışında hiçbir şeyle meşgul olmadıkları fikrini çürüten bu bulguları put olarak değerlendirmek ve burayı bazı Vandallara hedef olarak göstermek; aradan geçen on binlere yakın yılda insanın kullanmadığı takdirde en ilkel seviyede kalan organlarının başında beyin geldiğini net ortaya koymaktadır.

Eminim o sütunlar yapılırken etrafta bulunan ve sırt üstü yatarak çalışanları izleyen birileri de “ ne uğraşıyonuz oğlum taşla kayayla, karın doyuruyo mu bunlar, bırakın boş işleri de iki mamut avlayın, açlıktan öleceniz.” diye dalga geçmiştir…

 

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir