Günah ve Kefaret: Ayakta Durma Yemini Etmiş Adamlar

ayakta duranlarGregory David Roberts, Shantaram isimli romanında, Hindistan’da gözlerden uzak bir mabedi anlatır. Herkesin bilmediği bu yerde “Ayakta Durma Yemini” etmiş adamlar bulunurlar. Bu kişiler gece-gündüz ayakta durmaya yemin etmişlerdir. Yemek yerken, tuvaletlerini yaparken günün her anında ayaktadırlar. Uyurken kendilerini koşum takımlarıyla bağlar ve vücutlarının yükünü bacaklarına yüklerler.

Bu yemini edenlerin bazıları bu yolu ölümden sonra daha erdemli bir yaşama geçmenin enkarnasyon süreci olarak görürlerdi. Kimileri ise yaşamları boyunca zevke, güce, paraya kendini kaptırmış ve sonra bedel ödemeye kendini adamış kişilerdi. Kendini içten bir adanmışlıkla çile çekmeye razı olanlar da vardı; suçlu olanlar da. Katiller, mafya mensupları, hırsızlar… hepsi de bitmek bilmeyen bu derin acılarla günahlarının kefaretlerini ödüyorlardı.

Sürekli ayakta durmanın ilk sonucu olarak beş ila on sene içinde ayaklar sürekli şişer ve tüm bacaklar mor varislerle kaplanırdı. Ayak parmakları şişer ve fil parmağına dönerdi. İlerleyen yıllarla birlikte bacaklar incelmeye başlar, sadece ince bir doku kalıntısı kalan iflas etmiş damarlardan oluşan kemik yığını haline gelirdi.

Çekilen acılar ise hiç dinmeyen acılardı. İşte tüm bu acılara dayanabilmenin tek yolu hayatları boyunca gece-gündüz haşhaş içmeleriydi. Keşmiri denilen ve Keşmir bölgesinde dağların eteklerinden çıkarılan bu haşhaş dünyanın en kaliteli haşhaşı olarak bilinirdi.

Tüm bunları niye mi anlattım ey zahit!

Dünyanın en iyi haşhaşı, gece-gündüz dayanılmaz acılar çekerek kefaretlerini ödemeye razı olanların yanında yetişirmiş, bil istedim.

 

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir