Gurgen Yanıkyan Sizinle Gurur Duyuyor!

27 Ocak 1973 günlerden Cumartesi. Kendisini İran vatandaşı olarak tanıtan 77 yaşındaki Gourg Yanıki, kendisinde Abdulhamid Han’a ait yağlı boya bir tablo ve eski imzalı bir banknot olduğunu bir mektupla Türkiye’nin  Los Angeles başkonsolosluğuna haber verir. Elindeki eserleri Türk hükümetine vermek istediğini de ekler ve 27 Ocak gününe randevulaşılır.

mehmet baydarTürkiye Cumhuriyeti’ni temsilen başkonsolos Mehmet Baydar ve yardımcısı Bahadır Demir sözlenilen Baltimor’daki otele ulaştıklarında karşılarında İranlı Gourg Yanıki değil Ermeni Gurgen Yanıkyan durmaktadır. Uzun bir zaman harcayarak içine silah sığacak şekilde oyduğu kitabın kapağını kaldırıp biri 49 diğeri 30 yaşlarında olan iki Türk yetkiliye tüm mermileri ardı ardına sıkar. Yeterli görmemiş olacak ki yanında taşıdığı ikinci silahla bu sefer yakın mesafeden “merhamet kurşunu” olarak nitelediği kurşunları sıkmaya devam eder. Amacı “kötülük tohumları” olarak nitelediği Türklerden intikam almaktır. Yanıkyan’a göre eli titremeden öldürdüğü iki Türk, karanlığı aydınlatmak için yok edilen kötülüklerden sadece iki tanesidir. Duruşmalar boyunca cinayet işlemediği konusunda sürekli itirazda bulunur, o insan öldürmemiştir, sadece iki kötülük yok olmuştur, o kadar.

gurgen yanıkiyanYanıkyan’ın amacı,  1921 yılında Berlin’de Talat Paşa’yı öldüren Soğomon Tehliryan gibi, cinayeti “ermeni soykırımı” iddiası üzerinden bir nefs-i müdafaa statüsüne sokmak ve tıpkı onun gibi kahraman olmaktır.

Yanıkyan’ın avukatı James T. Lindsey duruşmanın ilk anından itibaren cinayeti adli bir vaka olmaktan çıkarıp, yeni bir Nürnberg mahkemesi statüsüne taşımaktır. İstediğine ulaşamaz ama katili savunurken oldukça tanıdık sözler sarfeder:

ABD başkanı Wilson’un 1920 yılında bağımsız Ermenistan için çizdiği sınırları haritadan gösterip bunu buyuran Sevr Antlaşması’nın her iki tarafça da imzalandığını belirtir. Buna göre Türkiye, Ermenistan’a 40 bin mil kare toprak vermeliydi. Ama 1921 yılında Türkiye anlaşmayı kabul etmedi ve Ermenistan’a savaş ilan etti. Güçsüz ve küçük bir ülke olan Ermenistan’da Sovyet Rusya koruması altına girmek zorunda kaldı. Türkler,Sevr’i uygulamak yerine ABD başkanına alenen karşı çıkmışlardı. Ve bunların hesabı mutlaka sorulmalıydı.

Sevr’i Lozan’a tercih edenlerin, keşke Yunan işgali kalsaydı diyenlerin, Atatürk olmasaydı daha iyiydi diye görüş dile getirenlerin; iki Türk diplomatı acımasızca öldüren Yanıkyan’ı savunan avukatın tezleri ile birebir örtüşmesi ne kadar acıdır! Bu acıdan daha vahim olan ise bu zehirle beslenen dimağların sürekli yeni safsatalarla kandırılmaya devam edilmesi ve bu zehri saçanların ise devlet katında hürmet görmesi garabetidir.

(Not: Diplomatlarımızın katline ilişkin ayrıntılı bir okuma isteyenler için tavsiye: Haluk Şahin, Unutulmuş Bir Suikastın Anatomisi)

 

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir