Haneke Okumaları 6: Piyanist

Leopold von Sacher-Masoch “Kürklü Venüs” kitabında kadınlar için şu çarpıcı tespiti yapar: “Kadın, tüm ilerlemeye rağmen, doğaya nasıl geldiyse öyledir, o anki hislerine göre hem sadık, hem sadakatsiz, hem alicenap hem de gaddar davranacak kadar vahşi bir karaktere sahiptir.”

isabelle huppertViyana Müzik Konservatuarında profesör olarak çalışan Erika Kohut (Isabelle Huppert) orta yaşı geçmiş, annesiyle beraber yaşayan çok başarılı bir müzisyendir. (Görünen kişilik) Kadın kahramanımız olan Erika’nın yaşamını anlamlandırabilmemiz için annesi (Annie Girardot) ile arasındaki ilişkiyi çözümlememiz gerekir. Erika’nın annesi tek kelime ile baskıcı bir annedir. Kızının her işine karışır. Giyimine, davranışlarına, oturmasına, kalkmasına kısacası her şeyine. Yeri geldiğinde kızına tokat atmaktan kaçınmaz. Erika da ona aynı şekilde tepki verdiğinde psikolojik baskı yapar. Erika, düşünün ki, annesiyle aynı yatakta yatar.

Film milenyum çağının bir ürünü olsa da, dünya küreselleşen bir köy haline gelse de, Erika konservatuarda profesör olsa da yani tüm ilerlemeye rağmen kadın doğaya geldiği gibidir. Hislerinin oluşmasında egemen olan neyse ona göre hareket eder. Erika’nın yaşamındaki egemen güç annesidir.

Erika bastırılmış duyguları ile yaşayan, profesör olmasına rağmen o yaşa kadar sağlıklı bir ilişki yaşayamamış, bastırılmış duygularına hitap eden dergileri ve filmleri takip eden, parkta başkalarının ilişkisinden haz almaya çalışan bir kadındır. (Görünmeyen kişilik)

la pianistaWalter Klemmer (Benoit Magimel) Erika’ya tutkuyla bağlanmış, ona karşı güçlü bir arzu duyan gençtir. Walter, Erika’ya yaklaştığında Erika’nın bastırılmış duyguları ortaya çıkar. Erika, Walter’dan kendine şiddet uygulamasını ister. Walter, bir kereliğine bu durumu kabullendiğinde yaşanacakların önüne geçemez. Marquis De Sade’in dediği gibi “Ceza görmemiş ilk suçtan daha cesaret verici bir şey yoktur.”

Michael Haneke‘nin “Piyanist” filmi, Elfriede Jelinek’in “Piyano Öğretmeni” adlı kitabından beyaz perdeye aktarılmış. İMDB puanı 7.4 olan “Piyanist”, bol ödül alan bir film. Aldığı ödülleri sonuna kadar hak eden “Piyanist”, her seyircinin koltuğuna yaslanıp rahatça seyredebileceği bir film değil. Aslında tam Haneke tarzı bir film. Rahatsız edici ve sıra dışı. Haneke duygusal buzlaşma üçlemesindeki gibi yalnızlık, iletişim eksikliği üzerinde dururken “Piyanist”te bunlara ek olarak baskıcı bir anne nedeniyle mazoşist eğilimleri olan şehirli bir kadını merkeze oturtur.

Isabelle Huppert’ın oyunculuğu mükemmeldi. Donuk ve duygusuz bakışlar, çaresizlik, yalnızlık, tükenmişlik ve kendine zarar verme eğilimi. Bir sahnede “Anne, seni seviyorum!” diyerek annesini dudağından öpmesi hafızalardan silinmeyecek bir sahne olsa gerek. Bunun üzerine anne, Erika’ya “Sen delisin!” dese de “Asıl delilik kimin eseridir?” ya da “Asıl deli kimdir?” sorusu orta yerde durmaktadır.

Michael Haneke kesinlikle seyredilmesi gereken bir yönetmen. Kesinlikle ufuk açıcı, kesinlikle rahatsız edici ve kesinlikle yüzümüze vura vura çıplak gerçekleri ortaya koyan bir yönetmen.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir