Hayal Zeynep

Pencerenin kenarında oturuyordu Zeynep. Gözlükleri bile onun ileride farklı biri olacağını herkese daha bugünden anlatıyordu. Çoğu zaman, tombul yanakları al al olur ve gözleri bir zümrüt yeşili gibi parlardı. İstisnasız her derste en iyi şeyleri o çıkarırdı.

Öğretmenleri konularını anlatırken genellikle zümrüt yeşili gözleri dalar, hayal dünyasının bin bir kapısından içeri girerdi. Bir gün öğretmeni “Neden dinlemiyorsun Zeynep?” diye sorduğunda, o, mahcup bir ifadeyle “Dinliyorum öğretmenim!” demişti.

Öğretmen:

– Söyle bakalım Zeynep, ne anlatıyordum ben?

Zeynep:

– Eş sesli kelimeleri anlatıyorsunuz öğretmenim.

Zeynep, bunları söylerken “Öğretmenim ben bunları daha üçüncü sınıfta falan bitirdim. Biz hala neden buradayız!” der gibiydi.

Öğretmeni aslında hiç sevmezdi bu soruyu ama bazen kendisini tutamaz eski öğretmen refleksiyle sorardı. Ne de olsa öğrenilmişliklerin silinmesi kolay değildi.

Haftalar haftaları kovaladı, günler günleri. Zeynep, hayal dünyasının bin bir kapısından içeri bazen sınıfın penceresinin önünden geçen bir uçakla bazen uçan bir kuşla bazen de okuduğu metnin görselindeki kahramanla girerdi. Ama hep dinlerdi öğretmenlerini.

Gün geldi işlenen tema “Hayal Gücü” oldu. Öğretmen “Evde annenizin ya da sizin işinizi kolaylaştıracak bir robot tasarlayın.” dedi. Gözlerinin içi parladı Zeynep’in. Mutlulukla sarıldı kalemine. Hayal dünyasının bin bir kapısından içeri girip döktü defterine hayal bohçasını. Yine en iyiyi o tasarlamıştı. Öğretmeni panoda baş köşeye asmıştı onu tasarladığı robotu.

Öğretmeni çalışmanın sonunda başka bir soru sordu:

– Uzaylı var mı sizce çocuklar?

Neredeyse bütün çocuklar parmak kaldırdı. Herkes önceki duyduklarını, önceki seyrettiklerini ya da önceki okuduklarını anlattı. Sıra Zeynep’e gelmişti. Zeynep’in gözlerinin içi parlıyordu yine.

Öğretmen “Evet Zeynep!” dedi. Zeynep:

– Öğretmenim dün gece uzaylı benim yanıma geldi. Onunla konuştum. Dünyamızı ele geçirmek istiyormuş. Ben de ona böyle bir şeye gerek olmadığını, birlikte yaşayabileceğimizi anlattım. Uykum gelmişti öğretmenim. Ona uykumun geldiğini, hafta sonu tekrar beni ziyarete gelmesini istedim.

Arkadaşları Zeynep’i ağzı açık dinlemişti. Öğretmeni çok mutlu olmuştu. “İşte!” dedi içinden “İşte, ileride farklı olabilecek, sıradanlığın sularında yüzmeyecek birisi.”

Sonra uzaklara daldı öğretmenin gözleri. “Daha beşinci sınıftasın be Zeynep. Umarım okul hayatını bitirdikten sonra da aynı kalırsın!” diye düşündü. Kendine geldi öğretmen.

“Robotların Dünyası metnini kim okumak istiyor çocuklar?”

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir