HDP Barajı Geçsin de…

Bugünlerde medya tarafından pompalanan en büyük seçim yatırımı HDP’ye barajı geçirmek. (Kuşkusuz barajın bu kadar yüksek olması büyük sorundur ama bu başka bir mesele) Artık Kandil’den yayınlanan mesajlar rahat bir şekilde gazetelerin sürmanşetlerini süsleyebiliyor. İmralı adası sakininin sözleri canlı yayınlarda rahatça ekranlara getirilebiliyor. Buraya kadar yadırganacak bir durum yok çünkü devlet sorunu çözmek için böyle bir yöntem deniyor.

hdpye destekAncak sabah akşam pompalanan HDP şöyle demokrat, böyle hümanist propagandasından artık gına geldi. Demokrasi ve özgürlük adına en temel argüman: Kadın adayların sayısının toplam adayların yarısı kadar olması, yüz tane Ermeni aday olması, bilmem kaç tane Kürt olması, Süryani olması… Etnik kökenlerin bu kadar ön plana çıkarılması pek çok örnekte de yaşandığı gibi toplumu birleştirmez, ayrıştırır. Eğer milletin vekili olacaklarsa etnik kimliklerinden çok yapacakları iş önemli değil midir? Şimdiye kadar yok sayılmış olduklarını, horlandıklarını, ezildiklerini kabul ediyoruz ancak bu yanlış uygulamaların bu yöntemlerle tedavi edilmesi mümkün gözükmüyor.

Çevremizde etnik ve mezhep olarak ayrışan ülkelerin durumları bu kadar göz önündeyken, bu kadar kan dökülmüşken, dört bir yan adeta cehenneme dönmüşken onca olan bitene karşı hala bir arada duran bu memleketin insanlarını ayrıştırmak kimsenin işine gelmez diye düşünüyorum.

Bir diğer mesele de vekil adayları. Cumhurbaşkanının damadının aday olmasına ses çıkaranların, İmralı sakininin 28 yaşındaki yeğeninin aday olmasını demokrasi devrimi olarak öne sürmeleri ne büyük bir çelişkidir. Gençlikten bahsediyorsanız eğer, Vatan Partisinin 25 yaşındaki en genç adayından neden kimse bahsetmiyor? İlla adının duyulması için bir yerlerle bağışıklığın mı olması gerekiyor?

Şu anda aday olan tüm HDP adayları seçimde barajı aşıp meclise girseler, hatta iktidar olsalar üst akıl olarak sürekli danıştıkları Öcalan ve Kandil çizgisi dışında aykırı bir ses çıkarabilirler mi? Onlara rağmen bir icraatta bulunabilirler mi? Hiç sanmıyorum! Dolayısıyla bu sevgi pıtırcıklarının, demokrasi savaşçılarının seslerini kısıp hazır olda bekleyecekleri yer de belli!

demirtas11Son olarak sürekli gezi olaylarının ülkenin demokrasi tarihinde önemli bir yeri olduğunu düşünenlerin HDP tayfasının o günlerde hangi tavrı aldıklarını da düşünmeleri gerekmez mi? Dozerin önünde duran Sırrı Süreyya Önder’i bir kenara ayırırsak ki sonradan o da yok oldu, eş başkanların yaptıkları açıklamalar hala hafızalarda: “Tabanımızla kesinlikle ırkçı ve faşistlerle aynı etkinlikler içinde olmayız!”

Karar sizlerin…

 

 

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir