Haneke Okumaları 1: Yedinci Kıta

Orta sınıf insanı kapitalizmin çarkları arasında ezilirken yine bu çarkların ona dayattığı yeni eşya, yeni giysi, yeni araba, yeni ev ve daha çok para kazanma arzusuna kapılır. Orta sınıf insanı için hayat dışarıdan bakıldığında son derece iyidir ama o dünyanın içine girdiğinde herkes görür ki bu insanlar yaptıkları işten, yaşam tarzlarından hoşnut değillerdir.

Kendi deyişiyle “kimsenin kolayca ve içi rahat bir şekilde seyredemeyeceği filmler” çeken Michael Haneke,  1989 yılında çektiği ilk filmi olan “Der siebente Kontinent” yani “Yedinci Kıta” ile tam da bu bahsettiğimiz orta sınıf bir ailenin hayatını anlatır.

Hayat tüm sıradanlığı ile devam ediyordu. Her sabah aynı saate çalar saatle uyanan aile için gün başlıyordu. Baba işe gitmek için hazırlanıyor, anne kahvaltıyı hazırlıyor, çocuk ise okula gitmek için kaldırılıyor. Kahvaltı yapıldıktan sonra baba, ilk önce çocuğu okula, sonra anneyi işe bırakıyor. Daha sonra kendisi de işe gelip arabayı her zamanki yerine park edip işinin başına gidiyor. Akşam alışveriş için markete giriliyor. Eve gelince akşam yemeği için hazırlık yapılıyor.

Michael Haneke genelde yüzlere değil yapılan sıradan işlere odaklanmış. Sıcaklık ve samimiyet yok. Onun yerine her şey hızlı bir şekilde akarken sıradanlaşmış işler var. Modern hayat bu.

Arada sırada yapılan anne baba ziyaretleri, bazen eş dostla yenen akşam yemekleri, çocuk uyutulduktan sonra yapılan cinsel ilişkiler modern hayatın sıradanlığından kurtulmak için insanların sığındığı limanlar arasında.

Her akşam eve dönüşte arabanın yıkanması ile orta sınıf, şehirli insan ruhunun arınmasını beklese de bu arınma gerçekleşmez. Bir akşam eve dönerken şahit oldukları kazada sağa sola savrulan cesetler, üzerilerinde büyük bir psikolojik yıkım gerçekleştirir.

Eskiye ait ne varsa her şeyden vazgeçerler. İlk önce işlerini bırakırlar. Daha önce yedikleri mısır gevreği yerine artık masayı mükellef sofralar süsler. Tüm paralarını çekip hepsini yırtıp klozette imha ederler. Ardından evde geçmişi hatırlatan ne varsa hepsini kırıp, dökerler. Bu, düzene bir başkaldırıdır. Aynı zamanda bu başkaldırı onların sonlarını da hazırlar.

IMDB puanı 7.8 olan ve konusu gerçek bir olaydan alınan “Yedinci Kıta” filmi seyretmesi zor, rahatsız edici, kapitalist düzen içinde orta sınıf bir ailenin eriyişini yüzümüze vura vura gösteriyor. Michael Haneke daha ilk filminde farkını ortaya koyup, gelecekte iyi işler yapacağının sinyalini “Yedinci Kıta”da gösteriyor.

Film, sıkıcı mı dediniz? Bu, hayatınızın sıkıcı olduğunun itirafıdır. O zaman hayatınızı şimdiden sorgulamaya başlamalısınız.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir