Heves

Madem hevesin var bir dene bakalım, dedi. -Umutlandım kötülüğünü düşünmeden. – Geceydi, karanlıktı ve ay usulca dolanıyordu perdemde. Hevesim de vardı. Başladım sevmeye, sevmelere… Düşünmedim hiç geleceği ne olacak diye…

İstedi değiştirdim değişmez olduğunu düşündüğüm ne varsa kendi içimde. Sıraya soktum değişmeleri, hangisi öncelikli bekleyedurdum. Hevesliydim. Acıdım kendi içime, kapılarını ardınca açtı diye, acıdım içimdeki kişiliğe neden bu kadar çabuk yok oluyor diye. acıdım…. içimdeki herkese.

Dinledim. Saatler geçti yine dinledim. Konuşmayı unutuncaya dek dinledim. Sıra bana gelince düğümlendi unuttuğum sözcükler, düğümlendi dilim. Konuşamadım. Hevesim vardı çok şey söylemeye, söyleyemedim.

Surlara heves ettim ben. Surların ne denli yüksek ve kalın olduklarını bilmeden. İçine gireceğim anı bekleyerek geçirdim zamanımı. Yeşil çimenlerin üzerinde. Bilemezdim o surların kapılarının olmadığını.
Değişimler acıttı içimi, zayıfladım. Mancınıklarım olsa da fırlatacak taşları bulamadım. Zayıftım ve acıyordum. Değişiyordu sıradaki her şey. Değişmeze inat bir hızla yıkılıyordu kabuklarım, maskelerim düşüyordu birer birer. Bilemezdim o an her attığım kabuğun ben olduğunu, göremezdim. Hevesliydim.

Yeksenak da olsa dönen bir tekerlektim. Hep kendi çevremde dönerdim. Bir yerden başka bir yere de giderdim. Kaçış derdim bu gitmelere. Kocaman bir çomağın sokulduğu o tekerde başka nereye gidebilirdim?

Zaman çok hızlı ve çok yavaş geçti, dakikalar saatler oldu günlerin ardından hevesim yüzüme vurdu. Küçük bir çocuktum, heves etmiştim. Heves etmeyi de ondan öğrenmiştim. Değişmeyi de ondan öğrenmiştim. Değişmiştim, yarım yamalak. Toplamaya çalışıyordum yeni parçalarımla eskilerini, oluşturduğum kolaja alışmaya çabalıyordum. Uyuşamadı bazıları, debelendi durdu. Onlar debelendikçe ben oturduğum yerde kendimi vurdum. Anladım eski ve yeni birleşemez bir bütün olamaz ama unutmuştum.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir