Hubris Sendromu

nemesis_dAntik Yunan’da; kibirli davranış, gurur ve kendine aşırı güvenle ortaya çıkan  ve iktidar sahibinin başkalarını aşağılaması olarak tanımlanır. Plato; ihtiras bizi ele geçirdiğinde ve keyfe sürüklediğinde bizi yöneten kurallar olarak ifade eder. Aristo; kibri oluşturan ihtirasa dikkat çeker ve kendini üstün görme arzusundan bahseder.

Ancak başlıkta değindiğimiz sendromun asıl işlendiği alan tiyatro olmuştur. Oyunlarda kahraman, zafer ve övgüyü kendisinden üstünlere karşı kazandığı alışılmamış bir başarı elde eder. Bu başarı sonrası diğer insanları aşağılamaya başlar. Kendince her şeyi başarabileceğine olan güveni günden güne artar. Aşırı güven zamanla etrafındaki gerçekliği yanlış yorumlamasına neden olur. Bu kibirli tavırları tanrıları hoşnut etmez. Kendilerine öykünen bu faniye karşı ceza tanrısı olan “nemesis” i görevlendiriler. Tanrılara öykünen kahramanımız da nemesis tarafından cezalandırılır.

Dolayısıyla adına hubris-kibir sondromu denilen bu hastalık bir mevki hastalığıdır.

İsterseniz tarihten bazı “kibir sendromu” taşıyan lider örnekleri verelim:

David_Lloyd_GeorgeLloyd George: 1916 yılında seçilen Britanya başbakanı. Birinci dünya savaşından galip ayrılmış muzaffer bir devlet adamıydı. Dünya sahnesinde olmak O’nu çok derinden etkilemişti. Vazgeçilmez olduğunu düşünmeye başlamıştı. 1920 yılında savaş bakanı olan Churchill , başbakanından bahsederken adeta dış işleri bakanlığını da devralmış gibi davranmasından yakınıyordu. Dönemin dış işleri bakanı Lord Curzon’da “ O dış işleri bakanının bir hizmetçi, bir köle olmasını istiyor” diye  yazmıştı. Zamanla başkanın devlet haline geldiği örneklere hayranlığı giderek büyüdü ve Parlamento’ya olan saygısını bile kaybetti. Sonunda “kibir sendromu” nedeniyle görevinden uzaklaştırıldı.

hitlerAdolf Hitler: 1933 yılında yapılan seçimlerde %43.9 oy alarak mecliste çoğunluğu sağlayan Nazi partisi kurucusu. Dönemin cumhurbaşkanı Hindendburg’un ölümüyle birlikte her iki görevi birleştirerek devletin ve ordunun lideri olduğunu ilan etti. Bu değişiklikle ilgili yapılan referandum halkın %86.06 oranında karşılık gördü ve kabul edildi. İkinci dünya savaşı sırasında başkalarının görüşlerine kendini tamamen kapatmıştı. Aldığı tüm vahşi kararlar “kibir sendromu”nun en belirgin örnekleridir. Akli dengesinin bozuk olmadığı hatta oldukça disiplinli ve stratejik bir zekaya sahip olduğu tüm tıbbi otoritelerin ortak fikridir. Kendisi “siyasi şeytanın vücut bulmuş hali (1)” diye tanımlanır. Hitler’in biyografisini yazan Ian Kershaw’a göre O kendi yarattığı mezhebinin en inançlı müridiydi. Şu sözleri başka bir lafa gerek bırakmayacak cinstendir: “ milyonlarca insanın arasından beni bulmanız bir mucize. Ve benim sizi bulmuş olmam ise Almanya’nın talihi.”

stalinStalin : Lenin’in ölümü ardından iktidarı ele geçiren SSCB lideri. Uç noktalara ulaşmış bir paranoyası vardır. 1934 yılında yapılan Kirov suikastından sonra paranoyası giderek arttı. Özel korumalarından birini vurduktan sonra Stalin, o duymadan biri kendine yaklaşamasın diye koruma botlarını kalıcı çıtırtı çıkaracak şekilde yeniden yaptırtmıştır. 1941-45 döneminde “sovter rejimine karşı olanların infazı” sistematik olarak en az 200.000 Kızıl ordu askerinin kendi halkı tarafından öldürülmesine neden olmuştu. Stalin’de kibir sendromundan daha çok paranoya’nın etkili olduğu vurgulanır.

Ismail_EnverEnver Paşa: İttihat ve Terakki’nin en etkili adamı. Bir dönem Türkiye’ye “Enverland” denilmesini sağlayan 1. Dünya Savaşı yıllarında  Osmanlı Devleti’nin en kudretli adamı. Vatanseverliğine ve yüksek ideallerine söz söylenemez olsa da aldığı bazı kararlar hem devleti hem de halkı felakete sürüklemiştir. Kendisiyle ilgili tek bir anı “kibir sendromu” nun ne boyutlarda olduğunu ortaya koymaya yeter: Atatürk’ün umumi katibi hasan Rıza Soyak’ın babası Necip Bey, Enver Paşa’nın sevip saydığı ve sözünü muteber gördüğü ender kişilerdendir. Öyle ki evlendikten sonra eşini yabancı erkek olarak yalnız Necip Bey’in yanına çıkarmıştır.

Birinci dünya savaşı yıllarında umutlar tükenmişti ve barış yapma fikrini hiç kimse Enver Paşa’ya söyleyemiyordu.  En sonunda Necip Bey’den rica ederler ve ikili bir görüşmede Necip Bey, Enver Paşa’ya durumu dilinin döndüğünce açıklar.

Aldığı cevap şöyledir:

“ Vah Necip Bey vah, seni de zehirlemişler. Sen ki maneviyata inanırsın, bilmiş ol ki ben Allah tarafından büyük Türk hakanlığını kurmaya geldim. Git evine rahat uyu.”…

 

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir