İndirilen Bayrak Gölgesinde, Özerklik ve Barış

licede-bayrak

Diyarbakır Lice’de meydana gelen bayrak indirme hadisesi kimine göre spontane gelişen bir olay, kimine göre esaslı bir provokasyon, kimine göre ise devletin namus ve şerefinin ayaklar altına alınması anlamı taşıyor. Aslında olayın kendisinden çok ortaya çıkış nedenleri ve sonuçları tartışılsa daha iyi olur kanaatindeyim.

Şöyle ki, yapılması gereken ilk tespit bayrağa saygı hususunda olmalıdır. Baskıyla, copla, kurşunla bayrağa saygı dayatılamaz. Ruhen ve vicdanen orada yaşayan halkın o bayrağa saygısı yoksa, kendimizi kandırmayalım, kendisi şeklen gönderde olsa da manen yerlerdedir. Asıl düşünülmesi gereken orada yaşayan insanların neden o hale getirildikleridir. Bir kişinin şahsi eylemi olsa bile, indirildikten sonra bayrağı alıp üzerinde tepinen insanlar esas kaygılanılması gereken noktadır.

İkinci olarak, kışlada bulunan ve o esnada nöbet tutan askerlerin aldıkları tavır konusu vardır. Aldıkları emir doğrultusunda hareket askerlerin bu ani olayda inisiyatifini havaya uyarı ateşi açmakla kullanması ve bayrağın alınıp üzerinde tepişilmesine tepki vermemesi insan hayatına saygı ya da farklı bir insani gerekçeden değil tamamen son zamanlarda düştüğü üvey evlat konumundan dolayıdır. Aldığı eğitim gereği canını o bayrak uğruna feda etmeye hazır olan askerin bu tamamen tepkisiz tutumu da gelecek için oldukça kaygı vericidir. Çünkü asker diğer devlet memurları gibi sürekli belli sınırlar içinde ve önceden belirli görevler ifa etmez. Öyle bir an gelir ki aldığı ya da alamadığı bir karar bir ülkenin mahvına ya da kurtuluşuna sebebiyet verir.

Meselenin son can alıcı yeri ise kapalı kapılar ardından yürüyen ve adına barış süreci denilen müzakerelerin bizi götürdüğü bilinmezliktir. Ne pahasına barışın ve ne pahasına gözyaşların kuruması kararının alındığı açıklanmaz ve iç politika uğruna sürekli manipüle edilirse, bu tür olaylar toplumsal barışın altına gerçek dinamiti koyuverir. Hele de kontrollü gerginlik stratejisiyle toplum bazı şeylerden vazgeçmenin imkânsızlığına alıştırılmak isteniyorsa çok pahalı bir kumar oynanıyor demektir. Bu kumarın kaybedilmesi demek,  yaşanan Arap baharından sonra Kürt baharının da geldiği anlamı taşır ki Arap baharı yaşayan ülkelerin, Suriye-Irak-Mısır-Libya, ne halde olduklarını söylemeye gerek yok!

Gerçi kumar dinen haramdır ama yine de Allah sonumuzu hayretsin…

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir