Japon Sarayı

“Ressam Pedro, yalnız bir insandır. Ucuz bir pansiyon odasında kalmakta, kirasını bile güçlükle ödemektedir. O gün yine çocukluk hayallerine dalarak sokağa çıkar; her zaman yaptığı gibi ortası havuzlu büyük alana gider; her zamanki kanepesine oturur; kuşları, ağaçları, oynayan çocukları izler. Başarısız bir ressam olduğuna inanmaktadır. Bir ara yanına bir yabancının oturduğunu fark eder. Japon giysileri içinde çekik gözlü biridir gelen. Konuşurlar. Kimdir bu yabancı? Onu hayal dünyasının enginlerine götürecek bir esin perisi midir, yoksa çocukluğunun anılarına sürükleyecek bir garip uyarıcı mı? Jose Mauro de Vasconcelos, gençler için yazdığı Japon Sarayı’nda, bir yaratıcının hayal dünyasını, masalsı görüntüler içinde, yaşamın ve hayallerin bütün renkleriyle süsleyerek çiziyor.” (Kitabın Arka Kapağı)

Doksan dokuz sayfalık bu kitap her ne kadar bir solukta okuyabileceğimiz ebatta olsa da anlam itibariyle bizi derin düşüncelere sevk edecek bir yoğunlukta ve ustalıkta yazılmış. Bu anlamda kitabı irdelediğimizde çocuklarımıza bu kitabı 5 ve 6. sınıflarda değil de 7 ve 8. sınıflarda okutmanın daha yararlı olacağı kanaatindeyim.

Öyle sıcak bir dili var ki yazarın bu dil sizi sarıp sarmalıyor. Betimlemeler o kadar ayarındaki ne çok uzun olup sizi sıkacak ne de betimleme olmayan kitaplar gibi sizi kuru bırakacak. Okuyan çoğu kişi fark etmese de dikkatli okuyucuların gözünden kaçmayacağı öyle güzel tespitler var ki kitapta bu cümlelerin altını çizmeden ya da bir yerlere not almadan diğer cümlelere geçemeyeceksiniz. Çocuklarımız için de bu cümleler onlar okurken fark etmese de günün birinde hayatlarını etkileyecek ışıklar bırakacak belleklerinde.

Kitabı okurken gerçekle hayal birbirine girecek şüphesiz. Pedro ilhamını yitirmiş, yalnız ve hasta bir ressamdır aslında. Uzun süredir iyi şeyler çizemez. Ta ki gerçek hayale karışana dek. Sanatçı ruhunun inceliği Pedro’yu her zaman geldiği meydanda çekik gözlü birisi ile tanıştırır ve o da Japon Saray’la tanıştırır onu. Japon Saray’da bir yandan sanatsal anlamda kendini yeniden bulan Pedro muhteşem çizimler yaparken, bir yandan da sağlığını iyice kaybeder. Sanatçıların farklı kişiliklerine ve duyuşlarına şahit olabileceğimiz bu kitap çocuklara da sanatçı duyuşu hakkında ipuçları veriyor.

Unutmayın ki İnci Kut’un çevirisiyle Can Yayınlarından çıkmış bu değerli kitapla, çocuklarımız, ortaokul çağındaki bir döneminde muhakkak karşılaşmalılar.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir