Kabotaj’dan Sabotaj’a

kabotaj-bayramı

Geçen sene çoğu yerde göremediğim haberleri bu yıl gazetelerde görmek beni bir nebze olsa sevindirdi. Bugün 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı. Yeni cumhuriyet düşmanlarını dökmüş denize, vatanı işgalden kurtarmış. Ve 20 Nisan 1926’da Kabotaj Kanunu’nu kabul etmiş ve bu kanun da 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe girmiş. Kabotaj, bir devletin kendi limanlarında deniz ticareti konusunda başka devletlere gösterdiği imtiyazdır. Yeni Türk devleti bu imtiyazları kaldırdığı için 1 Temmuz her yıl Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olarak kutlanır. 

Kabotaj Kanunu şu hükmü getirir: “Türk limanları ve sahilleri arasında yük ve yolcu taşınması ile kılavuzluk ve römarkaj hizmetleri, Türk vatandaşları ve Türk bayrağı taşıyan gemilerce yapılır.” Yani bundan önce denizlerimiz milli deniz değildi. İsteyen, istediğini yapabiliyordu. Limanlar ve sahiller arasında yük ve yolcu taşımacılığını yabancıların yapmasını bu kanun ortadan kaldırmıştır. Kısacası bu kanunla beraber denizler millileştirilmiştir.

Çok değil bu kanunun üzerinden 75-80 yıl geçtikten sonra limanlarımız ne hale gelmiştir kendimize sormamız gerekir. Limanlarımızı ve sahillerimizi millileştiren zihniyet tam bağımsızlığı kendilerine ideal almışken, milli olmayan zihniyet, “Babalar gibi satarım!” zihniyeti, ideal olarak kendilerine tam bağımsızlığı almamışlardır. “Babalar gibi satarım!” zihniyeti neticesinde limanlarımızın durumu aşağıda sıralanmıştır:

İzmir Limanı: 1 milyar 275 milyon dolara Hong Kong merkezli Hutchison Whampoa şirketine satıldı.

Kuşadası Limanı: 24 milyon 300 bin dolara siyonist Sami Ofer’e 2003 yılında satıldı.

Dikili Limanı: 4 milyon 250 bin dolara 2003 yılında Dikili Liman ve Turizm İşletmeleri AŞ’ye satıldı.

Marmaris Limanı: 14 milyon 900 bin dolara 2001 yılında Marmara Liman İşletme AŞ’ye satıldı.

Antalya Limanı: 29 milyon dolara 1998 yılında Siyonist Sami Ofer’e satıldı.

Alanya Limanı: 2000 yılında 1 milyon 600 bin dolara Alanya Liman İşletmesi Den Tur AŞ’ye satıldı.

İskenderun Limanı: 2005 tarihinde PSA-Tekfen ortaklığına satıldı ancak satış sonradan iptal edildi. O günden bugüne limanda hiçbir yatırım yapılmadı, liman çürümeye mahkum edildi.

Mersin Limanı: 2005 yılında Singapur PSA’ya satıldı. Satış 2005’te iptal edildi.  (İskenderun ve Mersin Limanını ucuza kapatmak isteyen uygun zamanı kolluyor. Takipteler.)

Sinop Limanı: 1997 yılında 800 bin 944 dolara Çakıroğlu AŞ’ye devredildi.

Ordu Limanı: 1 milyon 607 bin dolara Çakıroğlu AŞ’ye satıldı.

Giresun Limanı: 3 milyon 203 bin dolara 1997 yılında Çakıroğlu AŞ’ye satıldı.

Rize Limanı: 1997 tarihinde 5 milyon 606 bin dolara Asım Çillioğlu OGG’ye satıldı.

Hopa Limanı: 1997 yılında 4 milyon 4 bin dolara Park Denizcilik ve Hopa Liman İşletmesi AŞ’ye devredildi.

Trabzon Limanı: 2003 tarihinde 20 milyon 160 bin dolara ihaleye çıktı.

Samsun Limanı: 2006 yılında 5 milyon dolara ihaleye çıktı.

Zeytinburnu Limanı: Paravan şirketler aracılığıyla siyonist Sami Ofer’e satıldı.

Tekirdağ Limanı: 104 milyon 923 bin dolara Akkör Şirketler Grubu’na devredildi.

Bandırma Limanı: Çelebi OGG’ye 175 milyon dolara teslim edildi.

Hangi limanımız bizim ki Denizcilik Bayramı’nı kutlayalım. Çanakkale Savaşı ile övünen zihniyet -gökten insanların indiğini düşünen- Nusret Mayın Gemisi’nin gezdiği denizler bizim değil artık. Bunu da siz başardınız. Halkınızdan utanmıyorsanız, orada şehit olan atalarımızdan utanın.

Sanırım bu şartlar altında kimse Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’ndan söz edemez. Milli limanımız yok ki milli deniz bayramımız olsun.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir