Kadın = Erkek

Kadın-erkek eşitliği yüzyılımızın en temel sorunlarından birisi. Geçmişin birikimiyle böyle bir eşitliğin olamayacağını savunan gelenekçi erkekler ile kadınların her daim üstün olduklarını ancak erkek şiddetiyle gün yüzüne çıkamadıklarını savunan feministleri iki karşıt cephe olarak ele alabiliriz.

Yazımızın konusu hangi tarafın haklı olduğunu sorgulamak değil! Temel düşüncemiz; özellikle sanayileşme hareketleri ve ekonomik rekabetin artmasıyla kadın ve erkeğin eşitlendiği son noktanın tespitidir: sömürü!

Evet, kadın ve erkek olarak her iki cinsi sömürü düzenine ayak uydurmada eşitledik, kutlu olsun!

Bütün medeniyetlerde bir denge unsuru olan, bereketin, doğurganlığın, şefkatin bir yansıması olan kadın imgesini, yüzyılımız itibariyle; acımasız iş temposu içerisinde rakibini geçebilmek için her türlü yola başvurabilecek, başkasının emeğini vicdanı sızlamadan sömürebilecek bir noktada erkek ile eşitledik.

Gönül rahatlığıyla bu eşitlikten dolayı övünebiliriz!

Güncel piyasa koşullarında rekabetçi bireyler yetiştirmek olarak tanımlayabileceğimiz ve adına eğitim dediğimiz süreçten geçen her birey, cinsiyeti her ne olursa olsun, bu acımasız çarkın bir parçası oluverdi. Güzel evlerde oturmak, lüks arabalara binmek, pahalı kıyafetler giymek en temel hayat gayesi oluverdi. Tüm bunlara ulaşabilmek içinde her yolu mubah sayan bir sistemin parçası olması gereken  ‘kadın’ da erkekle arasındaki yüzlerce yıllık farkı bir anda kapatıverdi.

Evet artık kanın ve erkek eşit!

Acımasızlıkta, bencillikte, vicdansızlıkta, emek hırsızlığında, vurgunculukta, soygunculukta eşit!

Boşuna dememişler; “her başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır” diye. Yoksa yüzlerce yıllık mesafeyi böyle bir çırpıda nasıl kapatabilirdi, değil mi?

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir