Kahramanlığın Öteki Yüzü: Gâliz Kahraman

Bütün zamanların kahramanı olan bir insanın hikâyesidir bu. O hem herkes hem de hiç kimsedir.   Dünyadan alacağını tahsil etmeye gelmiştir. Çünkü, Tanrı dahil herkesin ona borcu vardır. Vebâline girilen tüyü bitmedik yetim işte odur. Kadîm zamanlardan beri hakkı yendiğine göre, sonlu ama sınırsız evrenin engin ve derin merkezi olarak insan olmanın, “olmasa da olur” hâlini icrâ etmesinde hiçbir sakınca yoktur. Romantik  bir insafsızlığın bâkir tâcizcisi olmak, sonuna kadar hakkıdır. Sıradanlığın üst insanıdır o. Âsiliğiyle asîlleşememesi umurunda bile değildir. Onun umurunda olan tek şey, sadece ve sadece kendini algılamak, kendi küçük âlemine sığan kâinâtı kabul etmektir. Çünkü bilmektedir ki, gerçek bilgelik de zaten budur.

Galiz Kahraman İhsan Oktay Anar

İhsan Oktay Anar’ın her kitabı bir başka dünyadır. Bir başka evrende bulur insan kendini. Gerçek ile kurgunun iç içe geçtiği yapıtlarda düştüğümüz şaşkınlık halleri yakamızı bırakmaz hiçbir zaman.

İhsan Oktay Anar, Gâliz Kahrman ile yapmış yine yapacağını. Okuyucuyu derin bir evrenin içine çekerken kurgusuna bir gerçeklik katmaktan da geri durmamış. Kabadayılardan üniversite profesörlerine değin geniş bir kitlenin ele alındığı roman kaliteli bir okuma yapma beklentisi içinde olan okurların tüm beklentilerini karşılayacak nitelikte. Edebiyat dünyasındaki özgünlükten yoksun taklit edebiyata da eleştiri okları fırlatan roman uzun yıllar adından söz ettirecek gibi duruyor.

İşte size kitaptan tadımlık bir bölüm:

“… İdris Âmil Hazretleri yan yana dizili çöp varillerini görünce daha bir dehşete kapıldı. Çünkü bunlar, şehirdeki hemen tüm hastanelerden günlük gelen tıbbî atık varilleriydi!

Efendimiz’in kapıdan girdiğini gören cadı, daha bir hoş geldin bile demeden, “Cerrahpaşa mı, Zeynep Kâmil mi?” diye sordu. İdris Âmil Hazretleri’nin şaşkın bakışlarını görünce, “Cerrahpaşa’nın 10 kilosu 1,5 kuruş, Zeynep Kâmil’inki ise 12 kilosu 1 kuruş.” dedi. Efendimiz şaşalayarak, “Cerrahpaşa olsun,” deyince cadı, koskoca kepçesi ile fokurdayan yeşil sıvıdan alıp, üzerinde hastanenin adı yazılı atık varilinden içeri boca etti. Ardından, İdris Âmil Hazretleri’nin getirdiği iki kovayı, atık variline daldırdığı kürekle doldurup, içindekileri oradaki dev kıyma makinasının hunisinden içeri boşalttı ve incecik kollarının olanca gücüyle makinanın kolunu çevirmeye başladı. Kıyma taş zemine dökülüyordu. İki kova da makinada çekilince, kıymayı kürekle toplayıp Efendimiz’in kovalarına tekrar doldurdu ve 10 kilo hazır köfte karşılığı 1,5 kuruşunu aldı.

…” (124)

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir