Kahve ve Alkolün Avrupa Macerası

bira çorbasıPatates Avrupa’da evlere girene dek halkın başlıca gıda maddeleri ekmek ve biradır. Ortalama bir İngiliz ailesi 17. yy ikinci yarısında günde kişi başına üç litreye yakın bira tüketiyordu. Bira yapımı da doğal olarak ev kadınlarının doğal ev işlerinden sayılırdı. Bu dönemde kahvaltıda yenilen yegane çorba ise bira çorbasıydı. Küçük bir tencerede bira ısıtılır, başka bir tencerede tereyağıyla pişirilen yumurtalar ilave edilir ve iyice karıştırılarak çorba elde edilirdi.

Sanayi devrimi öncesinde bu alkole dayalı beslenme tarzı aynı zamanda farklı bir ritüel işlevi de görürdü. İçki içilen yerlerde başlayan içki alemleri katılımcıların kendinden geçmeleriyle ancak son bulurdu. İçki içmeyi o andan önce kesmek, birlikte içilen kişilere bir saygısızlık ve de kişilikte görülen bir zayıflık olarak algılanırdı.

alkolikk16. yy sonlarında bu içki adetleri giderek  eleştirilmeye başlandı. Karikatürlerde içki içenlerin kafaları genelde maymun ve domuz kafasıyla tasvir edildi. Reform sonrası pek çok yerde kadeh tokuşturma yasakları ilan edildi. Ancak kimse bu yasağa uymadı.

Yasaklamaların toplumsal olaylarda pek işe yaramadığı bilinir, bu yüzden beklenen şey aslında eski alışkanlıkların yerini alacak yeni bir içecektir. Zira eski şeyler, yerine konulacak yeni bir şeyler sunulmazsa değiştirilmezler. İşte 17. yy başlarında beklenen bu içecek: kahvedir.

kahve

Alkolün bulandırdığı kafalar, kahve yardımıyla yenilenecek ve kendine gelecektir. 17. Yy kahve propagandası bu tema üzerine kuruludur. Bu tema yeterli de bulunmaz ve sağlık açısından faydaları da çeşitli yayınlarla kamuoyuna sunulur. Örneğin 1671 yılında yayınlanan ve pek çok baskı yapan bir kitap yazan Sylvestre Dufour şöyle yazar: “ kahve insanı, en azından tamamen sarhoş olmayan insanı, anında ayıltır. Şarabı fazla kaçıran bir dostum, yemekten sonra oyun masasına oturdu ve para kaybetmeye başladı. Onu bir kenara çekip bir fincan kahve içirdim, ardından masaya döndü ve kaybettiklerini geri kazandı.”

Bir başka yazar olan Michelet ise kahve için: “ cinsel organı değil, tinsel organı uyaran anti-erotik kahve” diye anlatır kahveyi. Kahvenin cinsel dürtüleri sınırladığı öngörülür ve ruhban sınıfına tavsiye edilir.

Zaman geçtikçe kahve karşıtları da ortaya çıkar. Şarap tüccarları ya da meyhane sahiplerinin de desteklemeleriyle karşı yayınlar ve söylemler de çıkar. Carl von Linne’ gibi kişiler kahvenin yapay bir zindelik yarattığı tezini savunarak, “ kahve, zamandan tasarruf etmeyi hayatından ve sağlığından daha önemli bulanlar, gece geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalanlar için faydalı olabilir” diyerek farklı bir bakış açısı sunarlar. Ve şöyle devam ederler: insan manipüle edilmenin ve zorlanmanın bedelini bedeniyle öder.

kahve avrupadaLinne’ den sonra Samuel Hahenmann’da aynı izden gider ve bu yapay zindeliğin insan sağlığını olumsuz etkileyeceğini ortaya koyar. 1679 yılında Marsilya Tıp Fakültesi’ne sunulan bir raporda kahvenin insanın vücut sıvılarını kurutacağı ve tüm bedenin korkunç bir sıskalıkla baş başa kalacağı tezi savunulmuştur. O dönemde sağlıklı bir vücudun sulu br vücut olduğu kabul ediliyordu.

Fransız Tissot’dan, İngiliz Benjamin Mosoley’e kadar farklı pek çok Avrupalı hekim kahveyi özellikle miskinliği giderici etken maddeleri olan içecek olarak tanımlamıştır. Dönem için aydınlanma kuru olmaktan geçmekteydi, bugün bile ıslatmak denilince kastedilenin alkollü içecekler olduğu bilinmektedir.

Yani kahve Avrupalı açsından modernizm için gelen ayıltıcıdır.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir