Kampüs mü Külliye mi Tamgalı Say mı?

Sayın cumhurbaşkanımız bundan sonra “kampüs”lerin “külliye” adı altında anılabileceğini belirtti. Ve bu haber, bazı haber sitelerinde Sayın Erdoğan, “kampüs”ü Türkçeye çevirerek “külliye” olmasının doğru olacağını belirtti, şeklinde verildi. Her şeyden önce şunu belirtmeliyiz ki “kampüs” kelimesinin Türkçesi “külliye” değil “yerleşke”dir. Bununla beraber “kampüs” ve “külliye” birbirinden tamamen farklı kavramlardır.

TDK’ye göre “kampüs” sözcüğünün karşılığı “yerleşke” demektir. “Yerleşke” ise “Bir üniversitenin genellikle kent dışında derslik, öğrenci yurdu gibi her türlü yapı ve etkinlik alanlarıyla toplu bir biçimde bulunduğu yer, kampüs” olarak tanımlanmıştır. “Külliye” sözcüğü ise yine TDK’ye göre “Bir caminin çevresinde cami ile birlikte kurulmuş medrese, imaret, sebil, kitaplık, hastane vb. yapıların bütünü” olarak tanımlanmıştır.

“Kampüs” ve “külliye” sözcüklerinin sadece TDK tanımlarından yola çıkarak bile aynı anlamlara gelmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü bir yerin “kampüs” olabilmesi için o yerde üniversitenin merkez olması ve diğer kurumların üniversitenin etrafında toplanması gerekmekte, “külliye” olabilmesi için ise o yerde caminin merkez olması ve diğer kurumların caminin etrafında toplanması gerekmektedir.

“Kampüs” sözcüğünün yerine “külliye”nin önerilmesinin zihin alt yapısında toplumların temelinde üniversitenin yani eğitim kurumlarının değil, camilerin olması gerektiğini düşünen zihniyet vardır. Bu anlayış ve öneri bizim muhafazakar kardeşlerimiz tarafından hemen baş tacı edilecektir şüphesiz. Bizim de bu cümleyi telaffuz etmemizden dolayı bizi cami düşmanı olarak niteleyebilirler. Camilerimiz, bizim kutsal mekanlarımızdır. Biz, kutsal mekanları ibadet gereklerinin yerine getirildiği yerler olarak tasavvur ediyoruz. Camilere siyasetin sokulmasına da şiddetle karşıyız. Nitekim bazı dönemlerde camilere siyaset sokulduğunu gördük.

Unutmayalım ki eğitimin toplumdan saf dışı edilmesi ya da ikinci plana atılması hiçbir şeyin “doğru” olmayacağı anlamına gelir. Doğru mühendislerin, doğru doktorların, doğru öğretmenlerin vb. yetişemeyeceği gibi doğru din adamlarının da yetişemeyeceği anlamına gelir.

Sayın cumhurbaşkanımız “külliye” sözcüğünü açıklarken “… benim aklıma tarihimize dönmek geldi ve herhalde buna ‘külliye’ daha güzel olur diye düşündüm.” demiştir. İlla bir isim koymanız gerekiyorsa ve tarihten olsun diyorsanız “kampüs” ya da “yerleşke” ismini sevmiyorsanız “külliye” yerine “tamgalı say” olsun o zaman. “Tamgalı Say” okulu dünyanın en eski ders verilen yeridir. Yazı burada doğmuştur. Eğitim ilk kez bu Ön Türk okullarında sistemleştirilmiştir.*

* Haluk Tercan, Ön Türk Tarihi, Kaynak Yayınları, 1998, İstanbul, sf. 142

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir